İnsanın halleri, hallerin fırsatı var, zamamn vakitleri, vaktin yeniliği vardır. Fakat bazı işlerde özellikle hayırlı, güzel işlerde gecikme, erteleme olmaz. Bilirsin, bazen insan nasibine gider bazen de nasip insana gelir. İmam-ı Rabbanî Hazretleri şöyle der: 'Bir iş için lazım olan güç, o yapılan işle beraberdir. Eylemeden önce bir güç yoktur, kuvvet yapılacak işle eş olarak gelir.' Sen önce hem bedenen hem ruhen hazırlanmaya bak’
Kendini affetme hali, kendini yani acziyetini kabul etmeyle başlar. Güzellik ve cemal elbette ayna ister, ayna ise ancak bir şeyin karşısında ise ayna olur. Şer hayrın aynasıdır, noksanlık kemalin aynasıdır, karşısında durur. Noksanlık azalınca kemal artar, şer azalınca da hayır bollaşır. Aynayı nereye tutarsan senin hakikatin o olur, oysa aynalar gölgedir, aynaya baktığında kendini görürsün, aynayı değil. İnsan da aynı öyledir, insana baktığın zaman kendini görürsün. Sen kendini affetmediğin, o ayna kirli durduğu müddetçe her zaman başa dönecek, aynı yanlışları yaparken bulacaksın kendini. Kul pişman olunca Allah onu affeder ki yönünü hayra çevirsin. Zaten affedilmenin alameti pişmanlıktan sonra hayırlar işlemeye başlamaktır.
Aradan geçen yıllar, insanlar gibi eşyaları da yıpratıyordu. Eşyaları değiştirme şansınız olur ama insan kendi yıpranmışlığıyla hayatını sürdürür. Duvarın boyası sıvası dökülür boyanır, bir kadın da duvar gibi dökülen yıpranan bedenini makyajla kapatmaya çalışır fakat elleri ve gözleri kadının yıpranmışlığını ele verir daima.
Çocukların elinde her kapıya uyan bir anahtar vardır, ağlayarak veya gülerek bazen de ayaklarını yerden yere vurup direterek her kapıyı açarlar. Belki de bu sebeple insan neyi unutursa unutsun çocukluğunu unutamaz. Bu ister mutlu geçmiş bir çocukluk olsun ister mutsuz. Çocukluğum bu günümü şekillendirmeseydi, herkes gibi ben de çocukluğumu özlüyorum derdim. Annesi veya babası vefat etmiş, annesiz babasız, ilgiden ve sevgiden mahrum çocuklar, çocukluğunu yaşamadan büyüyen çocuklardır.