Hintliler, Asya'nın İtalyanları gibidir," dedi. "Tabii bu durumda İtalyanların da, Avrupa'nın Hintlileri olduğu söylenebilir ama sen ne demek istediğimi anlarsın. Hintlilerde o kadar İtalyanlık, İtalyanlarda da o kadar Hintlilik var ki. Her iki halk da Madonna halkı... Dinleri bir tane vermese bile onlar muhakkak bir tanrıça yaratıyorlar. Her iki ülkede de erkekler mutlu olduklarında şarkıcı kesilir, kadınlar da köşedeki markete yürürken bile adeta dans eder. Yemek vücudun müziğidir, müzik ise kalbin yiyeceğidir. İtalyanca ve Hintçe, iki dil de herkesi şair kılar ve her banalite onlarla daha güzel hale gelir. Bu ülkelerde aşk -amo- re, pyaar- köşe başındaki bir gangsteri şövalyeye, sadece bir an bakıştığın bir köylü kızı prensese dönüştürür.
…. aşık olmanın bir gerçeği de, aşkımızın söylediklerine değil de onları söyleyiş şekline kulak vermektir. Karla'nın gözlerine aşıktım ama onların içindeki anlamı okuyamıyordum. Sesine aşıktım ama o sesteki korkuyu ve ıstırabı duyamıyordum
Karla bir keresinde erkeklerin ne düşündüğünü gözlerini kaçırdıklarında, ne hissettiklerini ise tereddüt ettiklerinde belli ettiğini söylemişti. Kadınlar için ise tam tersidir, diye eklemişti.