1957 Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazar Albert Camus. Ve okuduğum bu “Yabancı” isimli kitabıyla ödülü gerçekten hak ettiğini düşünüyorum. Ayrıca yazarla tanışma kitabım “Yabancı”
Annesinin cenazesinde annesi ölen birinden toplumun beklediği belli bir tepki vardır.Ağlarsın, üzülürsün, kalbin ve aklın acıdan başka hiçbir şey duymaz değil mi?
Sadece o acıya odaklanırsın ve herkes tarafından normal kabul edilen budur.
İşte kitabın ana karakteri Mearsault, bunun tam tersi davranıyor. Annesinin cenazesinde o güneşe, havanın sıcaklığından bunalmışlığına takılıyor.Manevi acı değil, duyusal dünyaya takılıyor.
Sonra bir gün yine aynı sıcak hava aynı cenaze günü gibi bir an yaşıyor ve birini öldürüyor ana karakterimiz yine duyusal dünyaya takılmasıyla verdiği ani bir karar oluyor. Mahkeme günü yargılanırken adamı neden öldürdüğünü sorguluyor hakim ve savcı doğal olarak. Ama Mearsault burada da toplumdan beklenen davranışta bulunmuyor…
Burada kitapta geçen sıcak hava, deniz, silah hepsi birer sembol. Ve yazar bu sembolleri çok iyi ilişkilendirmiş.
Kitabı okurken ve bittiğinde sürekli ana karakteri anlamaya çalıştım. Kafamda soru işaretleri bıraktı beni merakta bıraktı. Tam anlamıyla sorgulattı. Sorgulatan kitapları severim.
Bana göre ana karakter Mearsault ön planda ne kadar duygusuz, acımasız, toplumdan yabancı, insan sevmeyen, insana değer vermeyen, yaşanılanları basite indirgeyen biri gibi görünse de , arka planda toplumun normlarına uymayı reddeden, dürüst, hissetmediği bir şeyi söylemeyen, cesaretli, derinde duygu barındıran ama bunu açığa vurmayı reddeden birisi, toplumda kıyıda köşede kalmış anlaşılmayı bekleyen birisi Mearsault.
Mearsault “anlamın olmadığı yerde anlam yüklemek anlamsızlıktır” felsefesiyle yaşayan bir karakter.
Kitap yoruma çok açık bir kitap her