... Aklıma hoş bir fıkra geldi: Sultan Mahmud zamanında yaşayan Keçecizâde İzzet Molla merhum, şâir, âlim, nüktedan bir zâttı. Böyle sürat ekspresi gibi terâvih namazı kıldıran bir imama uymuş. Molla merhum pek şişman, karınlı gövdeli bir zât imiş. Acele acele namaz kılarken, bostan dolabı gibi yatıp kalkarken adamcağızın nefesi kesilecek gibi olmuş. Namazın yarılandığı sırada dışarıdan kan ter içinde soluk soluğa biri câmiye girmiş ve Mollaʼnın yanıbaşında durmuş. “Vah vah, vah! Namazı kaçırdık, yetişemedik.” diye kendi kendine söylenmeye, hayıflanmaya başlamış. Yorgunluktan burnundan soluyan Keçecizâdeʼnin kafasının tası atmış, kendini tutamamış. Hemen iki tarafına selam verip namazı bozmuş: “Be birâder! Biz içinde iken yetişemiyoruz. Sen ne söylüyorsun Allah aşkına.” demiş.