Emre Bilgili

Emre Bilgili
Hakikat peşinde bir kul.
Öğrenci
Lisans
Adana
22 okur puanı
Şubat 2023 tarihinde katıldı

Emre Bilgili

, bir kitap okudu
Puan vermedi·576 syf.··
26 günde okudu
·
2023 23. kitabı
Mithat Cemal Kuntay
8.3/10 · 3.375 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Naşit'in Evi
Habibullah Efendi nihayet Doktor Haldun'a kızdı: "Be adam, bir nağme tutturmuşsun. Yok medeniyet! Yok konfor!.. Ulan senin medeniyet dediğin nedir ki?.. İnsanın kafasını vahşet, domrukta keserdi; medeniyet, giyotinde biçiyor. Zulüm eskiden el işiydi, şimdi makine işi!.. Şu yirminci asrın maskarlığına bak bir kere!.. Dünya üç mideli hayvana döndü: Yerde tankla, havada tayyarelerle, denizde zırhlıyla adam öldürüyor. Senin medeniyetin bu mu?"
Sayfa 496 - Habibullah Efendi ve Doktor Haldun·Kitabı okudu
Bir Bohça, Bir Çanta
1324 ( Hicrî) yılının 10 Temmuz günü Osmanlı İmparatorluğu hudutlarının bir kapısından bir kocakarı, yumruğunda biri hamam bohçasıyla çıktı; öteki kapısından bir genç adam kolunda maroken çantayla girdi. Bohça istibdattı; ondan yukarı saymayan Vezir, imzasını yazamayıp boynunda mühür torbası sallanan Müşir, kabzımalla ortak mabeynci, sarrafla sakal sakala maaş kıran Nazır, Moskof tercümanından azar işiten Padişah, hürriyetsiz iki gazete, turp gibi nişan ve marul gibi sırma satan devlet; Kanun - i Esasî'li salname, Ayastefanos Muahedesi, Fizan vardı. Maroken çanta işte Meşrutiyet'ti. İçinde "Vatan" tiyatrosu, on iki düzine darağacı, tek gazeteli hürriyet, salnamsiz Kanun - i Esasî, yüz bin şehitli Sarıkamış, yüz nutuklu Mısır Seferi, Sevr Muahedesi, Sinop vardı.
Sayfa 452 - Adnan·Kitabı okudu
Hüznün sebebine alışa alışa insan o sebebi aşındırır, sebep yıpranır, hüzün ufalırdı. Hâlbuki, Adnan hüznünün tutacak tarafını bulamıyor, hattâ hüznünü bulamıyor, yakalayamıyordu ve bütün meçhuller kadar büyüyordu.
Sayfa 182 - Adnan·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Süheylâ, bir hayal gibi, sessiz, oda kapısının anahtarını Adnan'a uzattı. Büyülü bir kabrin siyah tılsımı gibi bu anahtarlarla Adnan, sapsarı kapıyı açtı, kayboldu. Süheylâ bu eve artık gelmeyecek olan adamın arkasından bakarak ayakta, olduğu yere mıhlandı. Kapıyı yine arkasından kilitledi. Pencerenin kenarına oturdu. Maliye Nazırı'nın sessiz konağına kırık kafesin deliğinden lakayt gök parçası bir avuç nefes gibi giriyordu. Süheylâ yüzünü pencerenin kenarına dayadı, düşündü, düşündü. Akşam olmuş, ortalık kararmıştı. Uzaktan boğuk bir ut sesi hafif bir kadın sesiyle birleşerek bir şarkı söylüyordu. Sen bu yerden gideli ey saçı zer, Seni söyler bana dağlar, dereler... Pencere kenarında Süheylâ'nın yarı görünen çehresinde bir damla yaş titredi.
Sayfa 162 - Süheyla ve Adnan·Kitabı okudu
Edebiyat & Roman