…Üstelik de yüreğime hasta bir çocuğa bakar gibi bakıyorum: Her isteğine izin veriyorum. Ama bunu kimseye anlatma; bana sitem edecek insanlar yok değil çünkü.
“Bizim gibilerin ailesi yoktur. Biraz paraları olduğunda hemen harcayıp bitirirler. Onları düşünen tek bir kişi bile yoktur bu dünyada…”
“Ama biz öyle değiliz,” diye sevinçle bağırdı Lennie. “Şimdi bizi anlatsana.”
George bir an sustu. “Ama biz öyle değiliz,” dedi sonra.
“Çünkü…”
“Çünkü sen varsın benim yanımda ve…”
“Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var bu dünyada”
…
“George?”
“Ne var?”
“Tavşanlara bakabilirim ben yine de, öyle değil mi?”
“Bakacaksın tabii. Yanlış bir şey yapmadın ki sen.”
“Kimsenin canını acıtmak istemedim ben George.”
“Hadi çık artık dışarı da şu yüzünü yıka bir an önce.”
“Ve bir de tavşanlar var ya George.”
“Henüz tavşanlar için bir yer yapmayı planlamadım, ama sen istiyorsun diye birkaç büyük kafes yaparım onlar için, sen de yoncayla beslersin tavşanlarını.”
“Beslerim tabii,” dedi Lennie. “Ne güzel beslerim ben onları bir bilsen.”