Ahmet Muhip Dıranas .... 9 Kasım 1961''de şöyle yazmış: ''Bir gün gelir, zaman ve fırsat elverir, kuvvet el değiştirir. Bu hep böyle gider ve dün bağıran bugün suskun, bugün susan ise yarın bağıran olur.'' (Yazılar, Adam Yayınları, 1994, sayfa 451.)
Özetle, ''şahsiyetli olalım'' diyor. Biraz açarsak; sözümüzü, tavrımızı, duruşumuzu, şartlar ve menfaatler değil, ahlakımız ve vicdanımız belirlesin. Sadece sevdiklerimizin değil, bize serin gelen insanların ve kurumların da doğrularını görelim, gösterelim.
Batı, kalben ölüdür. Bunu ne zaman anlayacak, kabul edeceğiz? Demokrasi deyip darbeyi savunurlar, insan hakları de- yip katliamlara göz yumarlar. Menfaatleri, kıbleleridir ve sürekli değişir.
Oktay Rifat, 1937''de, eğitim için Fransa''ya gittiğinde, ''sömürgecilik hukuku'' dersinin olduğunu ve bu derse girdiğini söyler. (Şiir Konuşması, Adam Yayınları, 1992, sayfa 236.) Bunu bir düşünelim.
Peki, onlar ölü de, biz diri miyiz?
Adına ''Arap Baharı'' denilen hareketlilik, kimi ülkelerde, yeni bir sayfa açma denemesiydi. Daha doğrusu, söylenen buydu. Görünen ve yaşanan ise şu: ''Defter aynı olduğu sürece, yeni bir sayfa açmanın hiçbir önemi yok.''
Büyük oranda, aklımızı yitirmiş, vicdanımızı kaybetmiş gibiyiz. Hatta gibisi fazla. İhsan Fazlıoğlu, ''idrâki olmayan doğru bilmez, vicdanı olmayan güzel eylemez'' diyor. Öyle.
Anadolu üzerinde milyonlarca insanın hakkı vardır. Doğu Türkistan''dan Bosna''ya, Kırım''a kadar. Bunu unutmayalım. Şunu da hatırlayalım: İlber Ortaylı, Çin zulmü altında inleyen Uygur Türklerinin Anadolu''ya getirilmesini teklif etmişti. Neden?