"Zaten bir zamanlar iyi yürekliydim, ilkel bir biçimde de olsa. Sizin yaşınızdayken duygulu bir insandım. Kimsesizlere, savunmasızlara, bahtsızlara, kol kanat olayım isterdim. Ama sonra felekten yemediğim sille, tokat kalmadı; hatta, 'Felek beni yumruklayarak yoğurdu,' bile diyebilirim. Böylece, ben de şimdi sert, dayanıklı olmakla övünüyorum. Ama ne de olsa benliğimin özünde hâlâ yumuşak kalmış bir şey var. Sert kabuğumdaki birkaç çatlağın içinden de bu öz hâla dışarı vuruyor. Nasıl, benim için umut var mı dersiniz?"
Kitap beni karanlık bir odada oturtup bir delinin acı dolu kahkahalarını dinlettirdi sanki . Çok ince bir roman olmasına rağmen okuması pek kolay değildi, tema karamsar, karakterler, zaman ve mekan karmaşık. Kitap sanki rüya ile gerçeği birbirine karıştırdığım bir ikindi uykusu huzursuzluğu hissi bıraktı bende. Yine de baş kahramanın sevgisine karşılık bulamayışının ve kendini değersiz hissedişinin okuyucuya bu denli işlemesi büyük bir başarı.