" Berlin'de yalnızsınız değil mi?" dedi.
"Ne gibi?"
" Yani...Yalnız işte...Kimsesiz...Ruhen yalnız...Nasıl söyleyeyim...Öyle bir haliniz var ki..."
" Anlıyorum, anlıyorum... Tamamen yalnızım... Ama Berlin'de değil... Bütün dünyada yalnızım... Küçükten beri..."
"Ben de yalnızım..." dedi. Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak: "Boğulacak kadar yalnızım..." diye devam etti, hasta bir köpek kadar yalnız..."
Bir insana bir insan herhalde yeterdi. Fakat o da olmayınca? Her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya, tam bir vehim olduğu ortaya çıkınca ne yapılabilirdi?
Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim. Sen bana dünyada başka türlü bir hayatında mevcut olduğunu, benim de bir ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin birkaç ay için sana teşekkür ederim.