Bazen özellikle geceleri otururken aniden kendimi, odamı, adımı...yadırgıyorum. Bir yabancılık, adeta tamamı ile hikâye okur gibi bir his duyuyorum, ama okuyanı tanımıyorum. Kapıya, eşyalara... bakıyorum; hepsi tanıdık ama başka bir şeyin dekoru gibi geliyor. Adımı tekrarlayıp duruyorum ve sanki kendimi her șey bitmiş de kendi geçici kimliği, geçici mekanı, güdük eşyaları ile hükmü bekler buluyorum. O zaman kendime baktığımda bomboş bir uzantı, evet, kendimi önümde uzanmış bir boșluk olarak görüyorum. Ve hem bu bitişten sanki memnun ama bitenin ne olduğunu dahi sezemeyecek kadar silik ve kimliksiz görüyorum. Gözlerime yaşlar hücum ediyor, onların her birinden ayrı ayrı utanıyorum.