" Ölümü arifesinde yapılan bütün her şey yalandı, yalan! Ölümün o müthiş ihtişamını birtakım ziyaretler, perdeler ya da sofraya konulacak mersin balıkları düzeyine indirmeleri ne acıydı! Tuhaftır ona her zamanki numaralarını sergilemeye başladıklarında kaç kez yüzlerine, ' Kesin şu yalanı artık, öleceğimi hepimiz biliyoruz, hiç değilse şu yalanı kesin artık! ' diye bağırmak geçmişti içinden, ama bunu yapacak ruh gücünü bulamıyordu bir türlü. Kendisini bekleyen o korkunç ölümün, çevresindekilerce sıradan bir tatsızlığa ya da (salona kötü kokular yayan birinin girmesi türünden) kibarlığa aykırı bir olaya indirgendiğini görüyordu. "
" Tutunacak bir nokta bulurum umuduyla bu düşüncenin yerine sırasıyla başka düşünceleri çağırıyordu. Geçmişte kafasından ölüm düşüncesini uzaklaştırdığını bildiği düşünce akışlarına yeniden dönmek istiyor, ama tuhaftır, ölüm düşüncesinin üzerini örten, onu uzaklaştıran, yok eden her ne varsa şimdi hiçbiri işlevini yerine getiremiyordu. "
" Kiesewetter'in Mantık kitabındaki ' Gaius insandır, insanlar ölümlüdür, o zaman Gaius da ölümlüdür. ' şeklindeki tasım örneği ona ömrü boyunca doğru gelmişti, ama hep Gaius bağlamında; kendisiyle hiç ilintisi olmadan. "