" Aslında her şey, gerçekte o kadar zengin olmadıkları halde zenginlere benzemek isteyen, bu yüzden de ancak birbirlerine benzeyebilen insanlarınki gibiydi. "
" İvan İlyiç'in hayatının en zor yılıydı bu. Gerek maaşı yetmediği için çektikleri geçim sıkıntısı, gerekse herkes tarafından unutulmak, kendisine karşı yapılmış büyük bir haksızlık, acımasızlık gibi geliyordu ona, oysa başkalarınca son derece sıradan bir şey gibi görülüyordu bu durum. "
" O, görevinden ibaretti. Dilediği herkesi mahvedebilme gücüne ve olanağına sahip olması, mahkeme salonuna girerken ya da astlarıyla karşılaştığında -dıştan da olsa- takındığı o ağır, ciddi havası, hem üstleri, hem de astları karşısında hep başarılı oluşu, en önemlisi de işini yürütmekteki ustalığı... Tüm bunlar onu müthiş mutlu ediyor, arkadaşlarıyla söyleşiler, birlikte yenilen yemekler ya da vist partileri bütün hayatını dolduruyordu. Böylece İvan İlyiç hayatının tam olması gerektiği gibi hoşluklarla, inceliklerle dolu geçtiği kanısındaydı. "
" İvan İlyiç, emrindeki insanlara eşitleriymiş gibi davranmaktan, onlara, kendilerini ezebilecek durumda olmasına karşın böyle yapmadığını, arkadaşça bir ilişki içinde olmayı yeğlediğini hissettirmekten hoşlanırdı. Ne var ki o günlerde böyle bir davranış sergileyebileceği insan sayısı fazla değildi. Bugünse, sorgu yargıcı olarak İvan İlyiç en önemli, en burnu büyük, en gururlu insanlar da dâhil, ayrıcalıksız herkesi huzuruna getirtebilirdi; malum başlıklı bir kâğıda, belli bir iki cümleyi yazdığı anda en burnundan kıl aldırmaz kişiler sanık ya da tanık olarak huzuruna gelmek ve o izin verene dek karşısında ayakta dikilerek sorduğu sorulara yanıt vermek zorundaydılar. Fakat İvan İlyiç bu gücünü hiçbir zaman kötüye kullanmadığı gibi, tersine her zaman yumuşak görünmeye özen gösterdi. Ancak böyle bir güce sahip olduğunu ve bu gücü istediği zaman istediği kadar yumuşatmanın kendi elinde olduğunu bilmek İvan İlyiç için yeni görevinin en çekici yanını oluşturuyordu. "