Ebru Çelik

Ebru Çelik
@ebru__celik
" Bunca yıldır bana nasıl yalan söyleyebilmişti? Hasan'a? Küçükken beni kucağına oturtmuş, gözlerimin içine bakmış ve şöyle demişti: Tek bir günah vardır. O da hırsızlıktır... Yalan söylediğin zaman, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. Bunları söyleyen, o değil miydi? Ve şimdi, onu gömmemden on beş yıl sonra, Baba'nın bir hırsız olduğunu öğreniyordum. Hem de hırsızların en kötü türünden, çünkü onun çaldığı şeyler kutsaldı: Benden, bir erkek kardeşim olduğunu bilme hakkını, Hasan'dan kimliğini, Ali'den de onurunu çalmıştı. Nang'ını. Namus'unu. "
Sayfa 230·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
" Kapıyı açtım, sonra döndüm: ' Neden? Kalmam için bana söyleyebileceğin herhangi bir şey var mı? Olabilir mi? Otuz sekiz yaşındayım ve az önce bütün hayatımın koca, kahrolası bir yalan olduğunu öğreniyorum! Durumu düzeltebiilecek, gönlümü alabilecek tek bir sözcük olsun bulabilir misin? "
Sayfa 228·Kitabı okudu
" Doğru sözcükleri bulmak için kendimi zorladım, bulamadım. Hasan'ın ölümünü, bu gerçeği sindirecek zamanım bile olmamıştı. "
Sayfa 225·Kitabı okudu
" Çocukluğumuzun Afganistan'ı ne yazık ki çoktan öldü. İyilik bu toprakları terk etti; ölümlerden kaçmanın yolu kalmadı. Ölüm, her an, her yerde ölüm. "
Sayfa 221·Kitabı okudu
" Amerika onu böylesine büyük yapan iyimserliğini sana da aşılamayı başarmış. Bu harika. Biz Afganlar hep aşırı hüzünlüyüzdür, değil mi? Bazen gamkâri'ye öyle bir gömülürüz ki, kendimize acımaktan boğulacak gibi oluruz. Kaybetmeyi, acı çekmeyi yaşamın gerçeği sayar, hatta gerekli görürüz. Sonra da, zendagi migzara, deriz: Hayat devam ediyor. Ama benim şu anda yaptığım, kadere boyun eğmek değil; yalnızca gerçekçi olmak. Burada bir sürü iyi doktora göründüm, hepsinden aynı yanıtı aldım. Onlara güveniyor, inanıyorum. Allah'ın takdiri diye bir şey gerçekten var. "
Sayfa 206·Kitabı okudu