Belki de uyku, durgun yaşamın sonsuz sessizliği, hareket ve her türlü gerçek korku, macera, tehlikesizlik, insanı, doğal dünyanın ortasında hayali bir dünya yaratmaya ve bu dünyada boş hayal gücünü şenlendirecek ve eğlendirecek şeyler aramaya veya olgunun kendisinden bağımsız olarak koşullar ve nedenler arasındaki olağan bağlantıların çözümünü aramaya itiyordu.
Osman'ın yalnızlığı, her şeye sahipken hiç bir şeye sahip, hiç bir yere ait olamama duygusundan çıkamayan bir adamın öyküsü...
Kitapta Osman hakkında araştırma yapan anlatıcı., bir yandan röportajlar yaparak Osman'ın hayatına giren kişilere uzunca yer veriyor. Diğer yandan Osman'ın günlük diyebileceğimiz yazılarını okuyoruz.
Osman'ın hikayesi hazin sonla bitiyor, zaten yazar kitabın başında buna yer vererek başlıyor. Osman'ın başına ne geldiği konusunu da bence bize bırakıyor şöyle ki intihar mı yoksa bir trafik kazası sonucu mu hayatını kaybetti sorusu bizim romanda Osmanı nasıl tanıdığımızla ilgili cevaplanabilir.
Osman"ın kendine çizdiği yol üzücüydü. Daha iyi bir hayatı olabilirdi.
Yazar bence röportajlara çok ağırlık vermiş, Osman'ın duygu ve düşüncelerine, günlüğüne daha fazla yer vermeliydi.
Osman'ı okurken Oblomov kitabı geldi aklıma. Bence onunla tanışma zamanı...
OsmanAyfer Tunç · Can Yayınları · 20208,3bin okunma