Yaratılmışlar arasında kendimin nerede, ne zaman yalan söylediğini veya hangi yalanlara bulaştığımı en iyi kendin biliyorum. Başkalarının yalanları hep uğraşılması cazip görünebilir ve "diğer" her şeyden çok eğlence verebilir. Belki de başkalarının yalanlarıyla uğraşma alanında temin edilecek en yüksek kâr saklı duruyordur. Ne var ki, bunların hepsi sonuç vermeyen kişiler arasında kalmaya mahkûm ve faydasına kimsenin erişemeyeceği şeylerdir. Halbuki insan ne kadar kendinden bahsederse o nispette kendi yalanlarına bir doğru sıralama sağlayabilme sonucu ele geçirebilir. Yalnızca sıraya sokulabilir yalanlar hesaba kattığı zaman insan, sıralamaya girmeyen (giremeyen) yalanlardan vazgeçmenin faydasına nail olacaktır.
Kendimden bahsediyorum, zira doğru sıralamanın merkezden muhite olduğu itikadına sahibim. Allah hepimize bir "kendilik "verdi. Hepimizin Aslı hakkında en çok haberdar olmağa yakın durduğumuz şey "başka" dediğimiz değildir. Kim olursak olalım "kendim" dediğimiz, aslını en iyi bildiğimiz şeydir. Tam da Burkhard Hedtman'ın dediği gibi: İch kann ohne mich nicht leben.
Ne anlıyordum on altı yaşında bir Türk olarak sanattan? Çok bir şey değil; lâkin tevarüs edilmemiş asaletim ve kadirşinas itaatsizliğim beni bu istikamette hareket etmeğe icbar ediyordu.
Doğrusun isterseniz bu bir kardeş kavgasıdır. Ben her ne kadar yerimi kavganın göbeği olarak gördüysem de, her zaman onların ve onlar arasındaki kavganın yabancısıydım.