Kitabı bitirdiğimde bende bıraktığı etkide ismi gibi uzun sürdü. Bazı sayfalar yüzüme tebessüm kondururken genel olarak kitabın son sayfasına kadar içimde hep bir burukluk oldu. Bir hikâyeden beklediğim her şeyi karşılayan bir kitap. Bir an kendimi o yıllarda, vagondan evin içinde, o küçük kasabada, hatta küçük kitapçıda rafların arasında kitapları karıştırırken hayal ettim sanki her sayfada yazılan satırları bizzat yaşıyordum. Samimi, içten bir üslup, akıcı bir dil ve etkileyici bir olay örgüsü içeren bu eserle iyi ki tanışmışım, okumuşum ve kitaplığımda yer vermişim.
Kitap mı? Film mi? Konusuna gelince.
Bence önce kitap okunmalı daha sonra filmi izlenmeli. Çünkü filmdeki her sahneyi gördüğünüzde okuduğunuz satırlar zihninizde canlanıyor ve birer yap-boz parçası gibi birbirini tamamlıyor.
İncelememi kitaptan en çok beğendiğim bir kaç alıntı ile bitirmek istiyorum.
Kurduğumuz düzen hep böyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur.
√ Kimse kimseye hiçbir şey itiraf etmedi. Herkes acısını içine gömdü.
Bağır bağır kulaklar sağır.