Gönül öyle bir şeydir ki, bakın dostlar alçak kelimesinin yanına ne gelirse o alçak kelimesinin mânâ ve mefhûmuna beraber ona arkadaşlık eder. Fakat alçak kelimesinin yanına gönül gelirse gönül o alçak kelimesini kanatlandırır, alçak gönüllülük en yüksek bir fazilet olur. Gönül böyledir. Bütün alçakları yükselten bir şeydir, bir muammadır.
İsmail Hakkı Akyüz'ün, Fethi Gemuhluoğlu'nun "Dostluk Üzerine" konuşmasından sonra söz alarak yaptığı konuşma·Kitabı okudu
Körsün, sağırsın, bir ölüsün sen artık, çığlıklarımı işitmiyorsun! Sana nasıl bir cennet bağışlayacağımı anlayamadın. Cennet benim içimdeydi, onu senin önüne serecektim. Madem beni sevemeyecekmişsin, sevmesen de olurdu, bundan ne çıkardı ki? Her şey gönlünce, istediğin gibi kalırdı. Bana aklından geçenleri bir dostun olarak anlatırdın; gülerdik, sevinirdik, birbirimize neşeyle bakardık... Böylece sonuna dek yaşayıp giderdik. Başkasını sevsen bile sesimi çıkarmazdım onunla gezip tozardınız, ben de sokağın öbür ucundan sizi seyrederdim. Ah, her şeye razıyım, gözlerini bir kerecik açsan yeter! Bir an için, yalnızca bir an için!
Schopenhauer' un belirttiği gibi, "Fikirler, her zaman akmayan ahlak kaynakları açıldığında iyi duygular biriktirmeyi başaran ve fırsatını bulduğunda ihtiyaç duyulan noktalara dağıtım kanallarıyla bölüştüren bir barajdır."