Doğdun ve öleceksin. Bunu kime söylüyorum ben? Kendime ve herkese. Ve ilâve ediyorum: Ne çıkıyorsa ağzımdan, kulağım da onu işitmeli. Kendi sözüme bizzat kendim kulak vermezsem, diğer bir başka kimseden herhangi bir şey beklemeye yüzüm olmaz.
Mütereddit yaşamayı prensip edinenler Türk olmayanlardır. Türk dediğin, içine [(zorla da olsa, güzellikle de olsa) cebren veya hile ile] sokulduğu kabın şeklini almaz.
Nasip buymuş. Öldürülmeyi beklemenin sükûnet içinde bir zaman dilimi ifade ettiği zannı altındaydım. Zannım boş çıktı. Öldürülmeyi ıztırap içinde bekliyorum. Tevekkülü değil elden bırakmak, tevekküle yapışan iki elimi gevşetmeğe hiç niyetim yok. Rabbimin bana Hidayet nasip etmesinin kıymetini hep bildim ve biliyorum. Yakınıma gelmiş veya uzağımda duran hiçbir kâfirden emân dilemedim, dilemeyeceğim. Alçak gönüllü değilim. Gönlüm yücelerde. Yanıma küfrün herhangi bir derekesine göz kırpma alçaklığını uğratmam. Ne çocukluğumda, ne gençliğimde, ne ihtiyarlığımda kendimi beğendirmek için bir şey yaptım. Her zaman beni beğenmeyenler oldu ve ne zaman beni beğenmeyenleri gördüysem ısrarlı meşguliyetimin bana kazandırdığı varlığımla iftihar ettim.