Düşmana haddini bildirmem bahse konu olunca en büyük desteği bana şiir verdi.
Birilerinin gözünde "bir şey" olmağa lanet etmemenin en tesirli silâhıydı şiir.
Çocukluğumdan itibaren, insan ilişkileri gözümde karmaşık bir mahiyette tezahür etmekle kalmıyor, içimde bu ilişkilerin gerçekten ait oldukları yer hakkında tedirgin olduğum sualler geziniyordu. Sanat olma hususiyetleri ile resmin ve müziğin kendilerine mahsus değerleri beni cezbediyordu; ama bu değerler insan ilişkilerindeki vaziyeti kurtarma zemini dolayısıyla saflıklarından çok şey kaybediyorlardı. Şiir ise dik ve sağlam duruşunu sosyal zemine borçlu olmayan bir şeydi. Giderek şiir şiirliğini bir türlü aykırılığa borçluydu. Bir şey olacaksam şair olabilirdim. Asıl mesele benim karakterimin, beni ben yapan dokunun (ne olursam olayım) bir şey olmama el verip vermediğindeydi.
Ortada iki ucu pis değnek vardır dediğimiz zaman hiç olmazsa ortasından tutulabilecek bir sopanın mevcudiyetini ikrar etmiş oluruz. Kirlenmiş bir şeylerin ortalığı kapladığını söylemek ahmakça olur. Ortada kirden başka bir şey yok.
Dünya hayatının bir oyundan, bir oyalanmadan ibaret olduğunu bana kur'an-ı Kerim öğretti. Bana kur'an-ı Kerim ahiretin tarlasının dünya olduğunu da öğretti. Yani zühd sadece gayr-i müslim muktedirliğin tesir edemediği sahadan ibarettir.