Kişinin kendi kendine bakması ancak kendine gelmesiyle, kendini bulmasıyla mümkün. Bu imkâna da bir mensubiyet vasıtasıyla kavuşabiliriz. İsteğimiz bize verilen kendine iyi bak komutuna uymak, dileğimiz bizi sevenlerin bize verdiği kendine iyi bak tavsiyesini yerine getirmekse kimliğimize sahip çıkacağız demektir. Bir kimliğimizin olması bizim tanıyor olmamızın, bize bir yer verildiğinin belgesidir. Kendimizi ancak bir "yer"de bulabiliriz. Borsada, hastanede, Paris'te, Singapur'da... Yer yoksa, bulmak hiç yok. Dikkat ettiyseniz, yersiz yurtsuz dediklerini acınası kabul ediyorlar. Yersiz yurtsuzluk kimliksizliğin bir türü.
Her öğrendiğim yeni bir yön anlamına mı gelir? Bu bilginin kişiye hangi kaynaktan ulaştığına bağlıdır. Bilgiye Kur'an-ı Kerim haricinde kaldığı kabul edilen herhangi bir kaynaktan ulaşmış olsaydım onunla münasebetin tenkidî mahiyet taşıyacaktı. Benim bakımından işitebilmek başlıbaşına saadet ve itaat ettiğimin de Kur'an-ı Kerim olması kimsenin elimden alamayacağı bir üstünlüktü.
Beş vakit namaz da mânâ itibariyle Ramazan orucu gibidir. Namaz "bazı" Müslümanları değil, bütün Müslümanları bağlar. Müslümana farz olan, vakit girince safların düzgün, dümdüz, sımsıkı, sağlam tutulduğu bir "hâl" olan namaz haline girmektir. Namaz ihmal edilemeyecek bir farkındalıktır. Çünkü kıyamet iki namaz vakti arasında da kopabilir. Bu ihtimal sebebiyle, her namaz vakti her mü'min için ter ü taze, dipdiri, mevcudiyetinin fâş edilmesi bakımından da son derece müessirdir. Biz Türkler ne zaman Hakk'ın divanına durduysak, bu yaptığımız aynı zamanda küfre karşı, kâfirlere karşı duruşumuzun da bir göstergesidir. Kıyam sağlam bir duruşu gerektirir. Namazın terki Türk ordusuna ihanetin delili olur. Ordu millet-fikrinin tecelli ettiği ayın adı Ramazan'dır.
Türk milletine mensup olduğunuzu izah edemezsiniz. Kâfirle çatışmaya göze alan Müslümana Türk denir. Bir millet olarak, topluca, hepimiz bir olarak, Ramazan boyunca neyi göze aldığımızı gösteririz. Ramazan bir çile değil, sabır ayıdır. Gün boyu sabreder ve akşam ezanı okunur okunmaz Allah'ın bize bahşettiği emniyet sahasına girmiş olmanın hamdine vasıl oluruz. Bir millet olarak, Türk milleti olarak her şeyimizi Allah'a borçlu olduğumuzu sabır vasıtasıyla itiraf ederiz. Yeyip içmiyor, cinsi münasebette bulunmuyoruz. Yani, itiraf ediyoruz ki, cismimiz ve neslimiz idame edecekse, bunun teminatı müracaat ettiğimiz vasıtaların bize temin ettikleri değildir. Ramazan boyunca bütün millet Allah'a kaçıyor. Milletin tamamı verdiği sözde durma kararı veriyor: Allah yolunda göze alacağımızı hududu yoktur. Yalnız Allah'a kulluk eder ve yalnız Allah'tan yardım dileriz. Hayatta oluşumuz Hayy olan eseridir, yeyip içmemizin, cinsi münasebette bulunmamızın eseri değil.