Kişinin İKİGAİsi, yeterince çeşitlilik ve derinlik barındırıyorsa bir bataklık gibidir. Kısacası bataklıkta bir ihtişam var.
Kendinize şunu sorun: Zihninizin bataklığındaki hangi küçük şeyler sizi zorlu bir yolda taşıyacak? Bunlar belki dikkatinizi vermeniz gereken ve zihninizde varlığını isteyeceğiniz şeylerdir.
Tavırlar kişilerin hareketine yansır. Bir eşyada tanrı olduğuna inanan birinin hayata yaklaşımıyla inanmayanınki farklı olacaktır.
Bagaj görevlileri ve havaalanı çalışanlarının kalkan uçakların önünde eğilerek veda etmesi hiç de yabancı bir sahne değildir.
Japonlar dinsel olan her şeyin seküler ve gündelik bağlama oturtulmasını önemser. Çoğu Japon, dine yönelik olan bu hafif ve uçarı görünen yaklaşımın tarihsel arka planından haberdar olmasa da, insanlardan hayvanlar ve bitkilere, dağlardan ufak gündelik nesnelere kadar kendilerini çevreleyen şeylerde kutsallık görür ve sonuçta sekiz milyon tanrı fikri de temeldeki ortak ruh halini sağlar.
İsminin anlamı aksine romanda cinselliğe zerre kadar yer verilmemiş.
Nihan Kaya: Roman boyunca cinselliğin tuhaf bir şekilde yokluğu da dikey ve yatay hayat arasındaki bu çatışmanın, metaforik disparöninin yüzünden. Disparöni bir yandan bu ortak hareket edemeyişe, iç ve dış hareketteki uyumsuzluğa işaret ediyor, diğer yandan, sadce dikey veya sadece yatay kalmak isteyen karakterin diğer düzlemle her karşılaştığında çektiği sancıyı simgeliyor. Disparöni, Feraye'nin dışarıdaki, Cem'in içerideki hayatla her karşılaştığında maruz kaldığı kesişmenin, birleşmenin sancısı.
Kitap sonundaki röportajdan alıntı.
Kitabı bir günde bitirdim. Anlatım dili, konuyu ele alış şekli o kadar farklı bir kitap ki daha önce böyle bir tarzla karşılaşmamıştım. Konusu da harika. İçe dönük yaşamak ile dışa dönük yaşamak arasındaki geçişlerde hissedilen o sancı... ben bu hissi tanıyorum. Gerçekten çok zor. Kitap Şiddetle tavsiye edilir.