Ana mesele,insanın Kuran'a bağımlı olarak kavrayışını bir raya oturtmasıdır.Kuran insan zihninin faaliyetlerini anlamlı kılar, yoksa insan zihni Kuran'ı anlamlandıramaz.
Mesela arkadaşlar
Arkadaşlıklar vardır okullarda
Bakarsın biri gelmez bir gün
Ve artık hiç gelmeyecektir
Simsiyah bir gölge düşmüştür adeta
Bahçeye koridorlara sınıflara
Bir fısıltı dolaşır dudaklarda
Kimi kirpikleri ıslak
Çökmüş bahçenin tenha bir yerine
Elinde bir çöp resmini çizer toprağa
Anıların
Kimileri öbek öbek toplanıp
Çaresizliği dile getirirler anlamsız sözcüklerle
-Nasıl olur daha dün beraberdik
-Salıncakta İki Kişi'yi izlemiştik daha dün nasıl olur
-Geçen pazar kırlarda dolaşmıştık
''Göçmen kuşlar yerli kuşlardan daha mutlu olmalılar
Hayatı dolu dolu yaşıyorlar'' demişti unutamıyorum
Eğer İslâm'ın yeni bir ruhla yaygınlaşması isteniyorsa bu görevin büyük kuruluşlara, dev örgütlere değil, insan teklerine düştüğünü gözönüne almalıyız.
Eğer yazıya,yazılı kağıda hangi sebepten olursa olsun saygı gösterilen,itimat edilmek istenilen bir toplumda yaşıyorsak, bu araçları kullanma imtiyazına ulaşmış kişilerin sorumluluğu büyük.