Evet, Dünya Savaşı bitti ancak büyük balıkların savaşı sürüyor, her geçen gün şiddetlenerek sürüyor. Biz ise küçük balık olmamaya çalışalım kardeşim; av olmayalım. Bu bize yeter, benim bildiğim bu.
Hey gidi dünya, av ve avcıların dünyası!
Hey, büyük balıkların dünyası!
Düşüncenin yaratılmasında, birbirinin ikizi iki cevher vardır.
Bir iyilik, bir kötülük, hem düşünce de, hem konuşmada
Bilge kişi iyiliği seçer, işte, düşüncede ve konuşmada
KÖRDÜĞÜM
Öyle uzak ki yerim
Uzakları aşıyor
Bütün özlediklerim
Benden ayrı yaşıyor
Ya her şeyim ya hiçim
Sorma dünyam ne biçim
Bir kördüğüm ki içim
Çözdükçe dolaşıyor
Şevket Rado
AĞAÇ
Ağaca bir taş attım,
Düşmedi taşım,
Düşmedi taşım.
Taşımı ağaç yedi;
Taşımı isterim,
Taşımı isterim!
Nurullah Ataç, Bu şiiri şöyle değerlendirir: “Giriştiği işi başaramamış, umutlari boşa çıkmış bir kişinin perişanlığını duyuyorum o şiirde, o duygu bence çok iyi anlatılmış.“
“Ağaç” Şiirinin dizi arasındaki öykü şudur: Necip Fazıl Kısakürek, Çıkardığı dergi için şiir ister Orhan Veli ve Oktay Rıfat’tan. İki arkadaş birer şiir verirler Kısakürek’e. Ne var ki, şiirlerinin yayımlanmadığını görürler. Bunun üzerine, kafa kafaya verip söz konusu şiiri kaleme alırlar. Şiirin başlığını “Ağaç” olmasının nedeni, Kısakürek’in dergisinin bu adı taşımasıdır.
Berç Yenvart Akdeniz!.. Bir güzel İstanbul çocuğu… Adalıların seslenişi ile “Horoz Reis.”
O şimdi, bir deniz ambulansının adında yaşıyor.
Fırtınalı havalarda, teknesiyle dev dalgaların üstüne dövüşgen bir horoz gibi yürüdüğü için mi ona bu adı verdiler?
Hayır!..
“Horoz Reis” denilirdi Berç Bey’e; Çünkü babasıyla balığa çıktı o gün cebinden kayarak denize düşen, oyuncak horozuydu!..