Biliyor musunuz, sonunda duygularımın yıldönümlerini, eskiden bana hoş gelen, ama aslında hiç var olmamış şeylerin yıldönümlerini kutlamaya mecbur oldum -yıldönümü kutlaması da hep aynı saçma ve anlamsız hayallerle yapılıyor tabii,- bunu da o saçma hayaller artık var olmadığından, onları yaşatacak bir şey kalmadığında yapıyordum: Malum, hayallerin de yaşatılması gerekir!
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?