Çocukluk döneminde kendi davranışlarının farkında olan bir kişiliğe sahip olmanın nelere mal olduğunun bilincinde olan yazar, yaşı ilerledikçe saplantıları, resim yeteneği, buhranları, kadınlarla ve sanatla olan ilişkileri, intihar denemeleri ve ailesiyle olan inişli çıkışlı ilişkilerini okura yalın ve şiirsel bir dil aracılığıyla sunuyor. Yazdıkları belki o dönemde kendisi için bir arınma amacı ya da bir kaçış yolu sağlamış olabilir ama sağaltıcı değil, sık sık intihara teşebbüs ediyor. İntihar girişimlerinin ardında yatan nedenler çoğu zaman anlaşılmıyor. Geride kalanlar tarafından bazen gerçek nedenden çok farklı bir bağlamda değerlendirilerek ölüm isteğinin o derinlikli ruhsal yönü açığa çıkamıyor. Dazai, “İnsanlığımı Yitirirken”de kendisine, ailesine, ilişkili olduğu insanlara ve en sonunda okura olup biteni bütün açıklığıyla sunuyor. Bu arada hem yazınsal gösterge hem de bir nevi vedalaşma selamı vermeyi ihmal etmiyor. Alkol, uyuşturucu ve sanrıların etkisinden kurtulamayan hayat hikâyesini anlattığı metninde neden bu halde olduğunu, çıkış yollarını, her defasında kendini tekrar boşluğa bırakışını bir zemine oturtmayı başarıyor aslında, edebiyata olduğu kadar psikolojiye de özgün bir inceleme alanı sağlıyor.
Değişken ruh hallerini neden-sonuç bağlamında ifade eden Dazai, başından geçen bazı şeyleri çocukluğunda babasının kendisine yönelik tutumlarına bağlarken işin sadece bundan kaynaklanmadığını ve yaşam çizgisi boyunca peşini bırakmayan komik ama altında sancılı bir örtünün yattığı huylarının etkisini hissettirmeyi ihmal etmiyor. İletişim kurduğu insanlara karşı iç hezeyanlarını saklayıp işi muzipliğe vurması aslında iç salınımlarını örten kalın ve karanlık bir perde, aynı zamanda boğan, tedirgin eden, ölüm yolları arayan bir örtü.
Metnin okuru en çok