“Yurdun en tepesindeki adamın size iyi davranması hoşunuza gidiyordu. Öteki çocukların içinde en çok beni seviyor diye düşünüyordunuz. Çünkü ben akıllıyım, becerikliyim, usluyum. Böyle düşünüyorsunuz. İncinmiş, kırılmış kalbinizin en çok buna ihtiyacı var çünkü... Böyle olursanız, herkesin sizi seveceğine, herkesin sizi kabul edeceğine inanıyorsunuz.”
“Yine buruk bir mutluluk duygusu, yine derinlerde uyanan o mahcubiyet. Evet mahcubiyet, neden derseniz bilmiyorum. Belki de yeryüzünde bu kadar acı varken, kendini mutlu hissetmenin verdiği suçluluk duygusu.”