Yazarı ilk kez okuyorum. Doğrusu, zor bir dönemden geçerken dikkatimi toparlamaya çalıştığım bir zamana denk geldi bu okuma. Buna rağmen kitap, sürükleyici anlatımıyla beni içine çekti; akıcı dili sayesinde neredeyse bir solukta bitirilebilecek bir eser diyebilirim.
Yine de içerik açısından bazı noktalar beni düşündürdü. Dinî ve tarihî konulara değinilen bölümlerde, zaman zaman gerçeklerle tam örtüşmeyen bilgilere rastladım. Belki de yazar bunu bilinçli bir kurgu tercihi olarak yaptı, ancak bu tür konular hassas olduğu için, okurda bir tereddüt yaratabiliyor.
Kutsal kitaplardan alınan kıssaları ve bu tür anlatıları çok severim. Örneğin Nazan Bekiroğlu’nun Yusuf ile Züleyha’sı hem diliyle hem yaklaşımıyla bu tür öykülere güzel bir örnektir. Okan Çil’in bu kitabı ise, eğer tamamen bir kurgu olarak okunursa keyifli bir okuma deneyimi sunabilir. Gerçeklikle bağlantılı yönleri bakımından ise biraz daha özen gösterilmiş olmasını dilerdim.
Yine de yazarın anlatım gücü ve hikâye akışı, gelecek eserlerinde daha olgun ve derinlikli metinlerin habercisi gibi görünüyor. Umarım ilerleyen yıllarda, hem edebî hem de bilgi yönünden daha dengeli eserlerle buluşuruz.
Bunca kitap paylaşıyorum. Bir de kendi kitabımı paylaşayım...
"Gardırop" içinde denemeler ve öykülerden oluşan derleme bir kitap. Okumak isteyenler için satış noktalarında mevcuttur.
FARELER VE İNSANLAR
Anlamsızca ertelediğim kitaplardan. Elime aldığımda 2 günde bitirdim. Sonra da okumadığım ne çok kitap varmış diye hayiflandim. MEB in 100 temel eser arasına girmiş, gerçekten her yaştan her kesimden okuyucuya anlatacak çok şeyi olan bir kitap. Basit ve anlaşılır bir dille, sürükleyici harika bir eser . Farkli ve içimizden karakterler; ırkçılık, yoksulluk, ümit, sadakat gibi noktaları vurgulayan kitap hüzünlü bir şekilde son buluyor. Unutulmayacak eserlerden olduğu kesin. Basit ve akıcı bir üslup kullanildigindan her dönem her ruh halinde okunabileceği için herkese ve hatta hemen önerimdir. Tek bir alıntı yapacağım çünkü en çok etkilendiğim yer burası idi. Paylaşmak istiyorum.
.
.
.
İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.
.
.
.