Yaklaşık bir ay önce bitirdim bu eseri. Ancak fırsat bulup paylasabildim. Etkinlik kitabımız inşallah incelemesini de en kısa zamanda yaparız.
Sevdiğim bir yazar İskender Pala, her eseri ayrı kıymetli. Bu kitabını okuduğum sıralarda eşim kalp krizi geçirdi. Kalbin önemini okurken; anatomisinden, fizyolojisinden manevi boyutuna kadar her konuyu detaylı bir şekilde inceleyerek ele alması benim için ayrı bir önem arz etti. Bu değerli organımızı ne kadar da az tanıyoruz aslında. Üç bölümden oluşan kitap önce kalp hakkında bilgi veriyor. İkinci bölümde Kalbin muhtevası, son bölümde ise kalbe dair bugüne kadar yazilan çizilen pek çok konuyu ele almış. Kalple ilgili yaptigi araştırma neticesinde yazdığı kitabı eksik gören yazarimizin eseri için biz ne yazsak eksik kalacak. Ancak düşüncem o ki okunması gereken kitaplar arasında olmayı hak ediyor. Yazar da eser de.
Mecnun'dan berceste:
"Leylâ' yı henüz göğsünde tomurcuklar belirmeden sevmiştim. İkimiz de çocuktuk, kuzuları otlatiyorduk. Keşke ne kuzular büyüseydi ne de biz!"
Kalbinin köşesinde bir hüzün taşımayan insan kendini yeniden gözden gecirmelidir bence. Çünkü dünyada bunca açlık, bunca keder, bunca zulüm, bunca gözyaşı varken içimizde bunlara dair bir hüzün bile yoksa kalbimizde bir sorun var demektir. Bunun için aynanın karşısına geçip gözlerinizin içine bakın. Orada önce kalbinizi sonra da gözlerinizde kaybolan huzuru göreceksiniz. Çünkü hüzünlü kalple bakan gözler daima fersizdir.
Doğu medeniyetini tek başına bir kelimeyle ifade etmeye kalksak, " gönül " deyip susmamız gerekir. Öyle ki Batı dillerinin pek çoğunda gönül diye bir kelime dahi yoktur.