Aysel Akkanat

Aysel Akkanat
@eceaysel
Çok okur/az yazar kendi çapında bir edebiyatsever. ayselertugrulakkanat adıyla Instagram'dayım. youtu.be/lP4xi7B6vC0 #Gardırop kitabının yazarı
gazeteci/yazar/editor
Radyo Televizyon
Kocaeli
206 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·168 syf.··
2025 21. kitabı
“Saklı Yürek”, okuru daha ilk sayfalarında dingin bir ormanın derinliğine çeken, son sayfasında ise zihinde bir film karesi gibi kalıcı bir iz bırakan bir roman. Yazarın senarist kimliğinin romana sinen güçlü atmosfer kurma becerisi, hikâyeyi yalnızca okunur olmaktan çıkarıp adeta seyredilir bir deneyime dönüştürüyor. Romanın merkezinde, hayranlık duyduğu bir kadınla yolu kesişen küçük bir kız çocuğu yer alıyor. Roma’nın kalbinde, geçmişin fısıltılarının hâlâ duvarlara sinili kaldığı görkemli bir evde gelişen bu karşılaşma; zamanla bir büyüme hikâyesine, bir arayışa ve nihayet bir yüzleşmeye dönüşüyor. Kadının ölümü, geride bıraktığı mirasıyla birlikte küçük kıza bir yol haritası sunuyor. Şifrelerle örülü bir gerçeklik, saklı bir yaşamın izleri ve çözülmeyi bekleyen sessiz sırlar… Sürpriz finali sayesinde roman, okurunu son ana kadar diri tutuyor ve bir solukta okunabilecek bir akıcılık taşıyor. Yaşamın yükleri, rutinin sıkıcılığı, acının içinden geçerken duyulan o belirsizlik… Böyle bir dönemde kitapların insana nasıl yarenlik ettiğini bilenler için “Saklı Yürek” gerçekten de sığınılacak bir hikâye. Hem duygusal hem de merak uyandırıcı yapısıyla, okura hem kaçış hem de içsel bir yolculuk sunuyor. Tavsiye eder miyim? Evet. Hikâyenin sıcaklığı, karakterlerin içtenliği ve kurgunun sinematografik akışıyla, bir günde bitirilecek ama etkisi çok daha uzun sürecek bir roman.
Saklı YürekFerzan Özpetek · Can Yayınları · 20241,344 okunma
Reklam

Aysel Akkanat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·120 syf.··
2025 20. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,5bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2025 20. kitabı
Bu roman, insan ruhunun karanlık kıvrımlarına doğru ağır ağır inen bir yüzleşme hikâyesi. Askeri okul yıllarında başlayan dostluk, kaderin uğultulu koridorlarında birbirinden kopmuş iki insanın kırk bir yıl sonra yeniden bir araya gelişini anlatıyor. Zamanın örttüğünü sandığımız yaraların aslında hiç kapanmadığını, insanın içindeki hesapların da takvimlerle değil, duygularla işlediğini gösteriyor. Yazar, aşkın, kıskançlığın, ihanetin ve dostluğun en keskin hâllerini öyle sahici bir dille işliyor ki, insanın kendi iç sesine çevirdiği bir ayna hâline geliyor hikâye. “Arzularımızın dünyada tam bir yankısı olmayışına katlanmak zorundayız” cümlesi, romanın omurgasını oluşturan o acı gerçeği fısıldıyor. Sevdiklerimizin bizi aynı yoğunlukla sevmesini beklemek bir hayal, insan kalbinin asla tam anlamıyla dizginlenemeyen yönlerine duyduğumuz çaresizlik ise evrensel bir kader. Roman, “üzerine yemin ettiğimiz dünyanın artık var olmaması” duygusunu öylesine güçlü veriyor ki, geriye sadece geçmişin külleri ve ona rağmen ayakta durmaya çalışan iki yorgun ruh kalıyor. Bir zamanlar uğruna ölünmeye değer bir dünyanın çöküşü, kişisel bir dram olmaktan çıkıp büyük bir insanlık hâline dönüşüyor. Macar edebiyatının derin psikolojik çözümlemelerini taşıyan bu eser, hem bir dostluk hikâyesi hem de uzun yıllara yayılan sessiz bir hesaplaşma olarak okuru içine çekiyor. Karakterlerin birbirleriyle değil, en çok da kendileriyle savaştığı bir roman bu. Akıcı, sarsıcı ve iz bırakan bir anlatı… Okur, sayfaları çevirdikçe kendine şunu soruyor; “Affetmek mümkün mü, yoksa bazı yaralar sadece hatırlanmak için mi var?” Macar edebiyatıyla tanışmak için güçlü bir başlangıç olan bu roman, bitirdiğinizde “Bu yazarı neden daha önce okumadım?” sorusunu kendiliğinden sorduran nadide eserlerden biri.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 19. kitabı
Kaybın, arayışın ve belirsizliğin iç içe geçtiği bu roman, duygusal yoğunluğu yüksek bir anlatı sunuyor. Zihinsel rahatsızlıklarıyla mücadele eden Fanny’nin dünyasına, onu adım adım izleyen ve her anında yanında olan bir anlatıcının gözünden bakıyoruz. Anlatıcı, Fanny’nin hem yaşamı boyunca hem de ölümünden sonra bile onun varlığını zihninde taşıyor; bu da esere güçlü bir psikolojik derinlik ve içsel karmaşa katıyor. Kitabın ismi ve kapağı ilk bakışta oldukça cezbedici olsa da, psikolojik temalar bakımından bana çok hitap etmedi. Bölümler hâlinde ilerleyen anlatımı zaman zaman okuyucuyu dinlendiriyor; ancak kimi yerlerde anlam bütünlüğü zayıflıyor ve hikâyenin içinde kaybolmak mümkün oluyor. Yine de insan ruhunun kırılgan yanlarını, hastalıkla birlikte gelen içsel çatışmaları ve ölüm sonrası varoluşun izlerini irdeleyen eserleri sevenler için etkileyici bir okuma deneyimi olabilir.
Leopar Desenli ŞapkaAnne Serre · Dedalus Kitap · 2025952 okunma