Aysel Akkanat

Aysel Akkanat
@eceaysel
Çok okur/az yazar kendi çapında bir edebiyatsever. ayselertugrulakkanat adıyla Instagram'dayım. youtu.be/lP4xi7B6vC0 #Gardırop kitabının yazarı
gazeteci/yazar/editor
Radyo Televizyon
Kocaeli
206 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·120 syf.··
2025 24. kitabı
Öykü kitaplarına duyduğum sevgiye bir yenisi daha eklendi: Taşıyamadığım Yük… Yazarın kalemi öyle yoğun bir duyguyla dolu ki, her bir satır insanın içindeki en gizli odaları tek tek açıyor. Kitaptaki on üç öykü, sanki yaşanmışlığın içinden kopup gelmiş gibi; her biri hem incelikli hem de insanın derinlerine işleyen bir ağırlığa sahip. Özellikle annesini anlattığı öyküler, kalbimde uzun süre yerinden kıpırdamayan izler bıraktı. Sayfaların arasına serpiştirilmiş, düşünmeye zorlayan o güçlü cümleler ise elimde kalem aratmayan türdendi; altını çizmesem içime sinmeyecek, dönüp dönüp okumak isteyeceğim söyleyişler… Öykü okumayı sevenlere gönül rahatlığıyla mükemmel diyebileceğim bir kitap bu. Üstelik yazarından imzalı oluşu, satırlarla kurduğum bağı daha da özel bir yere taşıdı. Zaman zaman dönüp nefeslenmek, bazı cümlelerde yeniden konaklamak için kitaplığımda her daim elim giden kitaplar arasına çoktan yerini aldı.
Taşıyamadığım YükRuhsan Çarpadan · Everest Yayınları · 202598 okunma
Reklam

Aysel Akkanat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·144 syf.··
2025 23. kitabı
Robert Louis Stevenson
5.7/10 · 42 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 23. kitabı
Kapitalist dünyanın koşuşturmacasında, çalışmaktan başka bir hayatı kalmayan insanlar için yazılmış gibi hissettiren bu kitap, sadeliğinin ardına sakladığı güçlü bir yankıyla okurun karşısına çıkıyor. Tekdüze yaşantımızın içinde, gün be gün neleri kaçırdığımızı hatta çoğu zaman fark etmeyi bile unuttuğumuz ayrıntıları ince ama etkileyici bir dille yüzümüze vuruyor.. Kitap bize “boş verin, hiçbir şey yapmayın” demiyor; aksine yaşamın içinden geçip giderken kaçırdıklarımızı görmemizi, çalışmanın ardında neleri feda ettiğimizi hatırlamamızı istiyor. Eğer kaçırdıklarımız, elde ettiklerimizden daha kıymetliyse zaman zaman “ahlaklığı”, yani iç sesimizin söylediği o daha insani, daha vicdani yolu seçebileceğimizi fısıldıyor. Birkaç başlık altında ilerlese de kitabın ana teması sürekli aynı soruya dönüyor: Aidatlı yaşamlarımızın bedeli nedir? Bu sorgulama, okuru yormadan, hatta çoğu zaman eğlenceli ve sevecen bir tonda yapılıyor. Mutlu bir karakterin arkasına gizlenmiş hüzünlü gerçeklik hissi, kitabı hem sıcak hem de düşündürücü kılıyor. İncecik hacmine rağmen ruhu son derece dolu bir eser. Neredeyse her sayfasında altı çizilesi bir cümle, uzun süre zihinde kalan bir düşünce var. Ben okurken kitabın neredeyse tamamının altını çizmiş buldum kendimi. Bu yönüyle, tekrar tekrar dönüp bakılacak bir başucu kitabı niteliği taşıyor. Kısacık boyuna rağmen söyleyecek çok sözü olan, hem yaşamı hem bizi incecik bir aynada gösteren, tatlı ama sarsıcı bir kitap.
Aylaklar İçin Bir SavunuRobert Louis Stevenson · Kafka Kitap Yayınları · 202042 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2025 22. kitabı
“İşte böyle oldu" kısacık bir roman. Yazar, daha ilk cümlede okurun yakasına yapışıyor: “Yazı masasının çekmecesinden tabancayı aldım ve ateş ettim. Alnının ortasına ateş ettim.” Her şey bir cinayetle başlıyor; fakat anlatı çok geçmeden bu tekil şiddet anının ardındaki gölgeli hayata, bir kadının sessizce biriken yaralarına dönüyor. Bir pansiyon odasında tek başına yaşayan, kalabalıklardan çok kendi iç sesinin uğultusuyla baş başa olan bu kadın, kendinden yaşça büyük bir adama âşık oluyor. Adamın başka birine gönlünün kaydığını bilse de, mutluluğa inanmak için kendini ikna ediyor. Evleniyorlar, bir çocuk geliyor dünyaya. Fakat hayatın umuda benzeyen yüzü kısa sürüyor. İlgisizlik sessiz bir soğukluğa, soğukluk ise sadakatsizliğe dönüşüyor. Kadın, zamanla içine çöken yalnızlığın ağırlığıyla kimsesiz ve çaresiz bir varlığa evriliyor. Yazar, bu çöküşü sündürmeden, süslemeye çalışmadan, hiçbir duyguyu örtmeden anlatıyor. Cinayetin ardındaki asıl hikâye, kocasına duyduğu şiddetli öfkenin, kırılmışlığın ve görmezden gelinmiş bir kadınlığın içten içe kabaran yankılarında saklı. Ginzburg, kadının iç dünyasını neredeyse acımasız bir yalınlıkla açıyor; okura dönüp sadece “İşte böyle oldu,” diyor. İtalo Calvino’nun Ginzburg için söylediği şu söz, kitabın ruhunu belki de en iyi özetleyen cümlelerden biri: “Natalia Ginzburg yeryüzünde kalan son kadın. Öbür insanların tümü erkek.” Bu ifade, Ginzburg’un kadınlık deneyimini, duygularını, ihtiyaçlarını ve kırılganlığını edebiyata nasıl ince bir hassasiyetle taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle bu kitabı okurken yalnızca bir cinayetin hikâyesine değil, bir kadının yok sayılan, bastırılan, giderek görünmezleşen yaşamına da tanıklık ediyoruz. Ginzburg’un yazdıkları, doğru okunduğunda yalnızca bir roman değil; kadın olmanın ağırlığını sessizce
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,665 okunma