Bahçe onun öteki muhtemel yaşamıydı, onun sesiydi, susup
içine attığı her şeydi. Onun aracılığıyla konuşuyordu ve kelimeleri
elmalar, kirazlar, iri kırmızı domateslerdi. Oraya vardığımda
yaptığı ilk şey, bana bahçeyi dolaştırıp göstermek olurdu. Bahçe
her seferinde farklıydı.