Kitabı okurken yer yer "Kendine Ait Bir Oda"yı tekrar okuyormuş gibi hissettim. Benzer bir şekilde "Deniz Feneri" okunurken de "Dalgalar" ın gelişini net bir şekilde görülüyor. Virginia Woolf'un eserlerinin birbirine bu şekilde geçmesi de ayrı bir değer katıyor yazara bence.
Kitapta bir çocuğa yetişkin gibi davranan bir dedenin torununa zorla sanat tarihi öğretmesini okuyoruz desem yanlış olmaz. Sanat tarihine yeni yeni ilgi duyan biriyseniz ve yolun başındaysanız faydalı bilgiler bulabilirsiniz ama kurgunun başarılı bir şekilde oluşturulmadığını da gözetmek gerek.
Orhan Pamuk'un popüler kültüre yönelik çıkardığı bir kitap olarak düşünmüştüm bu kitabı her zaman. Nitekim çok da yanılmamışım. Kitap güzel ve sürükleyici olmakla beraber bana Orhan Pamuk'un kalemi gibi gelmiyor hala.
Liseye başlarken tarih öğretmenimin önerisiyle okuduğum kitabı bu yıl üstten aldığım derste bu kitaptan sınav yapılacağı için tekrar okudum. Yazık ki ben şu an 2.sınıfım ve 3.sınıflara verilen bir derste bu kitap okutuluyor. Yazık diyorum çünkü 20li yaşlarına gelmiş insanlara hala bu kitapların okutulmasını zeka seviyesine ve bilgi birikimine hakaret olarak görürdüm, bu dersteki insanları görmeden önce. Gerçekten 20li yaşlarında yetişkinliğe böylesine yakın insanların hala Atatürk'e, Atatürk ilke ve inkılaplarına bu kadar uzak olduğuna inanmak istemiyorum. Gelgelelim görüyorum ki bu kitabı sınavı olmasına rağmen okumayan birçok ÜNİVERSİTE öğrencisi var ve bununla övünüyorlar.
Picasso kitapta yazıldığı gibi şu yıllarda bu akıma katıldıdan fazlası bence. Resim dışında heykelde ve edebiyatta da devrim yaratmış Picasso’yu daha iyi okumak isterdim.