“Tarihi yaşayan bir şey haline getirmeye gerek yok. Tarih zaten yaşayan bir şey. Tarih biziz. Siyasetçiler, krallar ve kraliçeler değil. Tarih herkestir. Her şeydir. Şu kahvedir. Kapitalizmin, imparatorluğun, köleliğin tarihini sadece kahveden söz ederek bile anlatabilirsiniz. Burada oturup kağıt bardaklardan kahve yudumlayabilin diye dökülmüş kan ve çekilmiş sefalet akla ziyandır.”
Çektiğim bütün ıstıraplar, bitap halde son bir hamleyle fedakarca buraya taşıdığım her şey artık yalnızca gülünçtü, tıpkı İbrahim ile İshak'ın o kadim hikayesi gibi. İbrahim, son derece soğukanlı biçimde oğlunu kesmek üzere bıçağı kaldırmıştır ki aniden tepeden bir ses duyar: ''Sakın ha! Şaka yapmıştım...''