ubuntu

Dinin nevrotik kullanımlarının bir ortak noktası vardır: bireyin yalnızlığı ve endişesiyle yüzleşmek zorunda olmamasını sağlayan birer araçtırlar.Auden'in deyişiyle Tanrı "kozmik bir baba" halini alır.Bu haliyle din, insanoğlunun benliğinin temelinde aslında yalnız olduğunu ve kişinin seçimlerini tek başına yapması gerekliliğinden kaçış olmadığına dair farkındalığı örtbas etmeye çalışan bir akılcılaştır; ciddiye alan kişilerde dehşet duygusunu da beraberinde getirir.
Reklam
Psikoterapide hislerini deneyimlemede güçlük çeken bu gibi insanların genellikle "Şu an kendimi nasıl hissediyorum?" sorusunu her gün kendilerine yönelterek hissetmeyi öğrenmeleri gerekir.Asıl önemli olan kişinin ne denli yoğun duygular içinde olduğu değildir be burada kastettiğimiz şey kesinlikle galeyana kapılmamız gerektiği değil; yani aşırı hassasiyet yerine duyarlılık, yapmacıklık yerine duygulanım.Aksine, önemli olan, aktif bir şekilde hissedenin "ben" olduğumu deneyimlemektir.Bu da beraberinde bir dürüstlük ve hissetmede dolaysızlığı getirir; kişi bunun etkisini benliğinin tüm katmanlarında deneyimler. 101
Ebeveynleri tarafından sevilip desteklenen ama şımartılmayan sağlıklı çocuk yüzleştiği endişe ve krizlere rağmen gelişmesini sürdürür.Ve travmaya dair herhangi bir dış belirti ya da özel bir isyankarlık olmayabilir.Fakat ebeveynleri tarafından bilerek yahut bilmeden kendi çıkar yahut keyifleri için suistimal edilen, ya da nefret edilip reddedilen çocuk yeni yeni edinmeye başladığı bağımsızlığına dair denemeler yaptığında az da olsa destek göreceğinden emin olamadığında onlara sımsıkı tutunup bu bağımsızlık kapasitesini yalnızca olumsuzluk ve inatçılık şeklinde kullanır.Çekingen bir şekilde ilk kez "Hayır" demeye başladığında ebeveynleri tarafından sevilip yüreklendirilmek yerine onlardan dayak yiyen çocuk sonrasında 'hayır' kelimesini gerçek anlamda bir bağımsızlık göstergesi değil de salt isyan etmek için kullanacaktır. Ya da günümüzde çoğu örnekte gördüğümüz üzere bu çalkantılı zamanlarda ebeveynlerin kendileri endişeli ve şaşkınlarsa, kendilerinden emin değil ve kendilerine dair birtakım şüpheler besliyorsa bu endişeleri çocuğa yansıyarak kendi benliğini bulmanın tehlikeli olduğu bir dünyada yaşadığını hissetmesine neden olabilir.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Günümüzde bu kendi kendini suçlama mekanizması özellikle psikolojik depresyon vakalarında gözlemlenebilir.Örneğin ebeveynleri tarafından sevilmediğini hisseden çocuk kendi kendine şöyle diyebilir: "Eğer farklı olsaydım, kötü bir çocuk olmasaydım beni severlerdi." Bu sayede sevilmemenin dehşetiyle yüzleşmekten kaçınmış olur. Aynı şey yetişkinler için de geçerlidir: kendi kendilerini suçlayabildikleri müddetçe yalnızlıklarının yahut hissettikleri boşluk duygusunun sebep olduğu acıyı çekmek zorunda kalmazlar ve böylelikle sevilmedikleri gerçeği birer birey olarak değerlerine gölge düşürmez.Ne de olsa hep şunu tekrarlayabilirler: "Şöyle bir kötü huyum ya da alışkanlığım olmasaydı sevilirdim." ... Özsaygının yerini kendi kendini suçlamanın alması bireye kendi yalnızlık, değersizlik sorunlarıyla açık, dürüst bir şekilde yüzleşmekten kaçınmak için bir yöntem sunar ve içinde bulunduğu durumla gerçekçi bir şekilde yüzleşip elinden geleni yaparak yapıcı bir uğraş vermek isteyen kişinin dürüst tevazuu yerine yalancı bir mütevazılık hali yaratır. Ayrıca kendi kendini suçlama tercihi kişinin kendinden nefret etmesini makulleştirerek zaten var olan bu eğilimi güçlendirir.Ve kişinin başkalarına karşı takınacağı tavırlar genellikle kendine karşı takındığı tavırlarla paralellik gösterdiğinden, başkalarından nefret etmeye karşı içinde barındırdığı gizil eğilim de makulleşerek güçlenmiş olur. Kendini değersiz hissetmekle kendinden ve başkalarından nefret etmeye uzanan yol fazla uzun değildir.
Sayfa 96·Kitabı okudu

ubuntu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·250 syf.·
16 günde okudu
·
2019 5. kitabı
Reklam