ece

ece
@ecekeskinn
part time dis hekimligi full time okur
İstanbul
İstanbul
156 okur puanı
Ağustos 2021 tarihinde katıldı
Gençken ve aşktan korkmadıkları zamanlarda olabilecekleri biçimde, sofrada markinin karşısına geçip oturdu, birbirlerine bakmadan, şakır şakır terleyerek ve yaşlı bir evli çiftin kanıksamışlığı içinde çorbalarını kaşıklayarak, sessizce yediler yemeklerini. Birinci yemekten sonra Dulce Olivia, yemeğe ara vererek içini çekti ve geçmiş yıllarının bilincine vararak şöyle dedi: "Böyle olabilirdik." Onun sertliği markiye de bulaşmıştı. Onu, iki dişi eksilmiş, gözlerinin feri kaçmış, şişman ve yaşlanmış olarak getirdi gözünün önüne. Babasına karşı gelme yürekliliğini gösterebilmiş olsaydı, belki de böyle olacaklardı. "Öyle aklın başında gibi görünüyorsun ki," dedi ona. "Hep öyleydim," diye karşılık verdi öteki. "Beni asla olduğum gibi görmeyen sendin." "Ben seni, hepsinin genç ve güzel olduğu ve en iyisini ayırt etmenin kolay olmadığı bir kalabalığın içinden seçtim," dedi marki. "Senin için ben kendim seçtim kendimi," dedi Dulce Olivia. "Sen seçmedin. Hep şimdiki gibiydin; zavallının tekiydin."
Sayfa 161·Kitabı okudu
Oyunun her zamanki son perdesiydi bu. Gözyaşları, koca koca damlalar halinde tabağın içine düşmeye başlamıştı. Köpekler uyumuşlardı, ama kavganın gerilimi onları uyandırmış, başlarını tedirginlikle kaldırarak hırlamaya koyulmuşlardı. Marki, soluğunun daraldığını hissetti. "Görüyorsun işte," dedi öfkeyle, "böyle olacaktık."
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
"Benimle birlikte söyle," dedi ona. "Sonunda geldim işte ellerinize."* Kız boyun eğdi. "Öyle sımsıkı sarılarak ölmeye," diye sürdürdü, Delaura buz gibi parmaklarıyla korsajını açarken. Sierva María, korkudan tir tir titreyerek, zorlukla çıkan bir sesle tekrarladı: "Kanıtlansın yalnız benim bedenimde / Nice keskindir kılıç yenik düşende."** O zaman Delaura, ilk kez olarak dudaklarından öptü onu.
Sayfa 149·Kitabı okudu
* Garcilaso de la Vega'nın II numaralı sonesinin ilk dörtlüğü: "En fin a vuestras manos he venido, / do sé que he de morir tan apretado / que aún aliviar con quejas mi cuidado / como remedio mes ya defendido.” “Sonunda geldim işte ellerinize, / Öyle sımsıkı sarılarak ölmeye / Bırakmadınız acımı dindirmeye / Çaresiz ne kadar yakınsam boş yere." (Ç.N.) ** Aynı sonenin ikinci dörtlüğü: “Mi vida no sé en qué s ha sostenido / si no es en haber sido yo guardado / para que sólo en mí fuese probado / cuánto corta una espada en un rendido." "Hayatım bilmem ki hep dayandı neye / Amacı neydi göstermek değildiyse / Kanıtlansın yalnız benim bedenimde / Nice keskindir kılıç yenik düşende." Şair, bu son dizede, "Tehlike geçtikten sonra övünmek kolaydır" anlamına gelen "A moro muerto, gran lanzada" (Ölmüş olan Mağribiye, müthiş kargı darbesi) şeklindeki İspanyol atasözüne göndermede bulunmaktadır. (Ç.N.)
Bir gece, onca kez dinlemekten artık ezberlediği dizelerle kendisi başladı söze. "Durup baktığımda nasıl olduğuma / Ve bana attırdığın o adımlara,"* diye okudu. Sonra da hınzırca sordu: "Arkası nasıldı?" "Öleceğim, vuruldum çünkü bilmeden / İsterse öldürmeyi çok iyi bilen,"** dedi Delaura. Kız, aynı yumuşaklıkla yineledi soneyi ve en sonuncusuna kadar böylece sürdürdüler, dizeleri atlayarak, soneleri istedikleri gibi bozup değiştirerek, onlarla kendilerininmiş gibi dilediklerince oynayarak.
Sayfa 148·Kitabı okudu
* Garcilaso de la Vega'nın I numaralı sonesinin ilk dörtlüğü: "Cuando me paro a contemplar mi estado / y a ver los pasos por do me has traído, / hallo, según por donde anduve perdido, / que a mayor mal pudiera haber llegado." "Durup baktığımda nasıl olduğuma / Ve bana attırdığın o adımlara, / Anlıyorum, bakınca ne olduğuma, / Olabilirdim bundan kötü bin defa." (Ç.N.) ** Aynı sonenin ilk üçlüğü: "Yo acabaré, que me entregué sin arte / a quien sabrá perderme y acabarme / si quisiere, y aún sabrá querello." "Öleceğim, vuruldum çünkü bilmeden, / İsterse öldürmeyi çok iyi bilen / Ve elbet bunu isteyecek olana." (Ç.N.)
O âna kadar onun gözlerinin içine bakmayı bırakmamış, kız ise teslim olma belirtisi göstermemişti. Delaura derin derin içini çekerek, bir dize okudu: "Ah o tatlı anlar, artık benim olmayan."* Kız anlamamıştı. "Büyükannemin büyükannesinin büyükbabasının bir şiiri," diye açıkladı Delaura. "Üç kaside, iki mersiye, beş şarkı, kırk sone yazmıştı. Çoğu da, asla kendisinin olamamaktan öte bir ayrıcalığı bulunmayan bir Portekizli hanım içindi, önce kendisi evli olduğu için, sonra da o bir başkasıyla evlendiği ve ondan önce öldüğü için."
Sayfa 146·Kitabı okudu
* Şair Garcilaso de la Vega'nın, kaybettiği sevgilisi Doña Isabel Freyre'ye adadığı sonelerinden biri olan X numaralı sonenin ilk dörtlüğü: "Oh dulces prendas por mi mal halladas, / dulces y alegres cuando Dios quería, / juntas estáis en la memoria mía / y con ellas en mi suerte conjuradas!" "Ah o tatlı anlar, artık benim olmayan, / Tatlı ve neşeli Tanrı istediğince, / Aklımdan çıkmadan orada hep öylece / Ve ölümümde bile beni bırakmadan!" (Ç.N.)
Ağacı kesmemek için köşkü yürüten Ata’m geldi aklıma
Bilirsiniz, evinizin önüne bahçe yapmayı planlıyorsunuz ve burada yüzyıllık bir ağaç var... Biçimsiz de, yaşlı da olsa çiçek tarhları yapmak için ihtiyarı kesmezsiniz, tarhların yerini, ağaçtan da yararlanacak şekilde planlarsınız. Ağaç bir yılda yetişmiyor ki,
Sayfa 854·Kitabı okudu
Yürüyen Köşk Hikayesi Atatürk, 21 Ağustos 1929 tarihinde İstanbul’dan Bursa’ya gitmek üzere yola çıkar. Ertuğrul yatıyla Yalova açıklarından geçerken sahilde gördüğü ulu çınar O’nu çok etkiler. Tekneyle kıyıya çıkıp ağacın gölgesinde oturan Atatürk, çınarın yanına kendisi için küçük bir ev yapılmasını ister. Ahşap iki katlı bu ev 22 günde yapılarak 12 Eylül 1929’da tamamlanır. Tam  bir yıl sonra  1930 yılının yaz aylarında Atatürk, Millet Çiftliği’ndeki köşküne gelir. Köşkün hemen yanındaki ulu çınar ağacının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Ağacın dallarının binanın çatısına ve duvarına dayandığını öğrenen Atatürk o meşhur emrini verir “Dal kesilmeyecek Köşk kaydırılacak!”  Bu emir üzerine 8 Ağustos 1930 tarihinde İstanbul Fen İşleri Yollar ve Köprüler Şubesi’nden gelen mimar  ve mühendis  ekipler  tarafından başlatılan çalışma ile köşkün etrafı temel seviyesine kadar kazılır ve temelin altına tramvay rayları yerleştirilir. Öncelikle köşkün teras bölümü bir günde kaydırılır, geri kalan iki gün içinde de ana binanın raylar üzerinde yürütülmesi işlemi tamamlanır ve bina 4.80 m. kadar doğuya kaydırılır. Böylece köşk yıkılmaktan, ağaç dalı da kesilmekten kurtulur. Çevre bilinçlenmesi konusunda bir  ilk teşkil eden bu olaydan sonra yapının adı “Yürüyen Köşk” olur.