"Kalbine söz geçiremeyeceğini biliyordu; biraz daha dayanmasına ihtiyacı vardı sadece. Ölürse ölürdü ama yaşasa her adımına kendisinin karar vereceği başka türlü bir hayat yaşamak isterdi."
Kitap, Orhan Gülsoy'un iş sebebiyle çıktığı seyahatte tren kazası geçirmesi ve kendi iç hesaplaşmasıyla başlıyor. Ergen ve Z kuşağı olarak nitelendirilen, dünyayla hiçbir ilgisi olmayan sadece kendisi için yaşayan bir evlat; sürekli geçimsizlik yaşasalarda bir arada tutulmaya çalışılan bir evlilik; kendinden başkasını düşünmemiş ve huzurevinde yaşayan baba; oğluna düşkün bir anne...
Kitabın kurgusu ve anlatım biçimi bence çok ustalıkla işlenmiş. Basit olmayan ve derinlikli bir dili var bence, okumak ve anlamak asla zor değil.
Gerçek bir hikaye okumak isteyen herkese tavsiye ediyorum.
Yakup'tan olma, Ayfer'den doğma Orhan Gülsoy'du o Oya'nın kocası, Enis'in babasıydı ve bildiği kadarıyla daha önce hiç ölmemişti.
Güçlü psikolojik tahlilleri, zengin imgeleri, çok katmanlı olay kurgusu ve etkileyici üslubu ile "Son Vagon", hem 2018 yılındaki Çorlu Tren Kazasına bir saygı duruşu; hem de toplumsal hafızamıza çakılmış bir mıh.