Merhabalar kitapsevenherkes ailesi
Bugün sizlere kalemiyle yeni tanıştığım Kanon Yayınları'ndan çıkan İlker Balkan'a ait "SON VAGON" isimli romanla geldim.
yazarın iki kitabını daha okumak istiyorum "PENTİMENTO" ve "KÖR KUYU" onları da okumak istiyorum.
Özgün kendine has üslubu ve kelime zenginliğiyle dolu bir dille hitap ediyor okura. Araştırmaya ve sorgulamaya teşvik edici ezberci anlayışı yok sayan kaliteli nezih bir kalem. Araştırmacı kimliği kitabın her sayfasından belli oluyor.
Güçlü psikolojik tahlilleri, çok olay kurgusu, zengin imgeleri çok etkileyiciydi. Benim için iyi bir roman diyebileceğim iyi ki okumuşum diyebileceğim kitaplardan
Gelelim kitabın konusuna
"SoN Vagon 8 Temmuz 2018'de Çorlu yakınlarında tren kazasında hayatını kaybedenlere ithaf edilmiş. On beş bölümden oluşmuş bir roman. Bir kaza yeni bir yaşama kapı açıp milat olur.
Hüzünlü, duygulu, acılı, çaresizlik sarmalı yaşamların kırık cam kesiği tutunuşlarında kanayan çaresizliğin öyküsü.
Bir aile düşünün her bir birey kendi duygu, düşünce ve his aleminde aynı evde ayrı kopuk yaşamlarını tutunamayarak sürdürmeye çalışıyor. Orhan Gülsoy bunlardan biri. İyi bir baba, iyi bir eş, olmak için elinden gelen tüm gayreti gösteren örnek model. Kendi babası Yakup'tan sevgi, ilgi, şevkat nedir bilmeden yatılı okullarda okumuş. Hep içi dolmaz bir boşlukta kendi kendine ne gördüyse, olmadı gerektiği ölçüde yaşamış. Kendine has özel bir çizgisi olmamış. Bilinen, alışa gelen türde. Kendi oğlu Enes'e maddi manevi yaşamadığı oğulluğu tattırma gayretinde kurulu bir saat gibi işine gidip gelmiş.
Annesi Ayfer de yetişme tarzı itibariyle kocası, kızı İnci, gelini Oya, torunu Enes, oğlu Orhan'dan hep bir adım geride, soğuk ve gelenekçi tutumuyla ailesinden gördüğü türde, o şirin yaşlı nine figürünü hiç