25 yaşına kadar öğrendikleriniz esastır. O yaşlara dek ne okuduysanız, ne dinlediyseniz, ne gördüyseniz, geri kalan hayatınızda temel olarak onları kullanacaksınız.
Mesela, en sevdiği arkadaşları bile onu bazen şaka olsun diye aldatırlar, hiç lüzumu yokken yalan söylerlerdi. Yusuf evvela içerleyecek oldu; fakat bunun herkes tarafından yapıldığını ve çok tabii bir şey olduğunu görünce kızmaktan vazgeçti, fakat hayreti hala geçmemişti; Niçin durup dururken yalan söyleme ihtiyacını duyuyorlardı?
Bereket versin, Anadolu’nun bu yalnız kendisine mahsus dertleri yanında bunların gene yalnız kendisine mahsus çareleri vardır. Bunlardan en birincisi “rakı”dır. Burada felaketzede memur içer; müflis tüccar içer; fena mahsul çıkaran esnaf içer, senelerden beri aynı köşede bırakıldığı için içerleyen zabit içer ve nihayet karısı ile geçinemeyen kaymakam içer...
Yeni yılın ilk günlerinde bu kitabı bitirmiş olmak bana acayip motivasyon verdi. İlber Ortaylı’nın gençlik yıllarını, yaşadıklarını, kendini nasıl geliştirdiğini ve bizim neler yapmamız gerektiğini anlattığı söyleşi tadında bir kitap olmuş. Kitabı elinizde sarı fosforlu kaleminiz ve post-itleriniz ile birlikte okuyun. Çünkü tek seferde okunup rafa kaldırılacak bir kitap değil. Ara ara notlarınıza göz atarsanız, bir ömrü tam da İlber Hoca’nın tanımıyla yaşarsınız. Bir de arada TDK sözlüğüne başvurma gereksiminiz olabilir zira İlber Hoca Fransızca, Farsça, Arapça kökenli kelimeleri kullanmayı çok seviyor. :)