nasıl başlayacağımı bilmiyorum.
öncelikle, çektiğim çileyi çoğunuz gördünüz. kitabı beğenmedim ve birkaç varoluşsal sıkıntılar yaşadım. bu incelemeyi beğendiğim ve beğenmediğim şeyler olarak ikiye ayıracağım.
beğendiğim şeyler
yazarın dili. gerçekten çok güzel betimlemeler vardı. bir an düşündüm, nasıl böyle yazmış. betimlemer kitap hakkında en hoşuma giden şey.
konusu. ilgi çekici duruyor (iyi işlenseydi eğer). başka dünyaya geçiş falan hep ilgimi çekmiştir zaten.
ilk birkaç bölüm ve kitaptan alıntı geçen kısım. o kısımlar çok güzeldi. gerçekten epik duruyordu. keşke öyle kalmaya devam etseydi.
beğenmediğim şeyler
beğendiğim şeylerden çok bahsetmedim çünkü pek bir şey yok doğrusu.
şimdi... kolları sıvayalım.
dünyanın asla anlatılmaması ve her yerden bir anda bilgi çıkması. bize asla bilgi verilmiyor, eira her nasılsa doğru çıkarımlar yapıyor. mesela 308. sayfada bir anda bir kraldan bahsediliyor. diyarın o sayfaya kadar bir kralla yönetildiğinden haberim yoktu. ayrıca cadıların varlığını da bir anda öğrendik ama halbuki eira bunlaeı biliyormuş gibi davrandı.
feylerin bu kıza yardım etmesi, eira onlara koşulsuz güveniyor. feyler bunun doğru söylediğini anlamalarını kavradım, doğrucu olayı. peki eira neden bunlara güveniyor? güvenmesi için bir neden yok. bir kere bunların arasında dünya değiştirecek kadar büyük bir olay olmuş, kız da bu olayları öğrenmesine rağmen kpşulsuz bir şekilde güveniyor. çok saçma ve mantıksız. ayrıca iyilik adı altında yardım etmeleri, geçmişte yaptıkları şeyler yüzünden eira'ya yardım etmeleri çok mantıksız ve saçma.
zaina'nın 79. sayfada kimse sormadan hikayesini anlatması da çok saçmaydı. kimse sormadı? kimse merak etmedi? ne yapalım senin hikayeni biz?
kızımızın başka dünyaya, başka ırklarla olan dünyaya hemen alışması