Sana yemin ediyorum her neredeysen gelip seni bulacağım. Eğer öldüysen peşinden koşacağım. Ölümden sonra hayat yoksa da sana kavuşmak için onu yaratacağım, çünkü sana âşığım.
Bu yüzden, belki de, az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum demek, seni kendimden çok biliyorum demektir. Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir. Belki de az her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...
Ona gitmesi gerektiğini söylediğimde, beni kollarının arasına almak yerine, mütevazı ve saygılı bir tavırla sözümü dinleyip yanımdan ayrılmış olması... Bana sadece yoluna çıkmış bir azizeymişim gibi davranmış olması... Beni bir kadın gibi görmemiş olması... Hissettiğim hayal kırıklığı, ne o zaman ne de daha sonra kendime bile itiraf edemediğim hayal kırıklığı buydu işte. Fakat bir kadının hisleri, sözcüklere ya da bilinçli bir farkındalığa gerek kalmadan da her şeyi bilir, anlar.
O an yaşadığım acıyı ve hayal kırıklığını size tarif edemem. Ne hissetmiş olabileceğimi bir düşünün: Ömrünü adamaya hazır olduğum adamın gözünde yanından uçup giden bir sinekten farksızdım.