“Bugün İslam dünyasının genel durumuna bakıldığında, ümmetin birliğine böylesine vurgu yapan bir dinin mensuplarının hayret edilecek derecede siyasi dağınıklık ve bölünmüşlük içinde oldukları görülecektir. Hiç kuşkusuz, bu dağınıklığın en önemli nedeni, Müslüman coğrafyaların emperyalist güçler tarafından kuşatılmış olmasıdır.” s.72
Berdal Aral’a göre, “Ortada sadece bir ‘Filistin sorunu’ yoktur; aynı zamanda bir ‘İsrail sorunu’ vardır. İsrail işgalci, saldırgan, yayılmacı ve ırkçı bir devlettir. Bu devlet yalnızca Filistin halkı için değil, tüm bölge halkları ve hatta insanlık için bir tehlike oluşturmaktadır.” Bu minvalde şekillenen kitapta, 9 bölüm altında, emperyal düzen gölgesinde sonradan oluşturulmuş Filistin meselesi irdeleniyor. İlk bölümde, kitabın çerçevesi ortaya konuluyor. “Çalışmanın başta gelen amacı, Filistin Sorunu’nu şu üç açıdan anlamak ve anlamlandırmaktır: Birincisi, Filistin sorununun küresel tahakküm düzeni ile olan ilişkisi; ikincisi, Filistin sorununun uluslararası hukuk açısından ve BM örgütünün almış olduğu kararlar çerçevesinde tahlili; üçüncüsü, Filistin sorununa ilişkin uluslararası düzeydeki hâkim akademik söylemden kaynaklanan sorunlar.”
Uluslararası ihanetin farklı veçhelerine yer verilen kitapta, İsrail’in sıradan bir işgalci olmayıp sömürgeci-yerleşimci bir devlet olduğu belirtilmektedir. Aral’a göre, meseleyi anlamak için önce tanımları ve tarihsel arka planı yerli yerine koymak gerekmektedir. Tıpkı İsrail’in salt sömürgeci olmaması gibi, BM’nin öne sürdüğü İsrail’in 67 öncesi topraklara geri çekilmesi gerektiği uyarıları da, İsrail’in meşruiyetini güçlendirmektedir. Oysa Filistin halkının self-determinasyon hakkının ülkesel sınırlarını sadece İsrail tarafından 1967’de işgal edilen Batı Yakası, Doğu Kudüs ve Gazze ile sınırlamak