Suomipinnuk

Charlotte, “Neden?” diye sordu. “Onlarla güvende olursun.” Charlotte, Roman’ın gömleğinin açık yakasının iki ke- narından tutup onu sarsarak, “Seninle güvende olurum,” dedi. Roman, “Biliyorum,” deyip Charlotte’un bileklerini tutarak göğsüne doğru geri itti ve onu duvara yaslayarak, “Çünkü sana dokunmaya her kim cesaret ederse derisini yüzerim,” dedi.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sorun şuydu ki: Roman yanındayken de buna benzer büyük bir mutluluk duyuyordu. O gülümsediğinde, yanagından makas aldığında, tehlike ateş saçarak bedeninde dans ettiğinde. Roman bu hissin kaynağıydı ve onun içindeyken etkisi yüz kat daha artıyordu.
“Neden Roman? Sevgiyi bir kafes olarak mı görüyorsun? Yoksa sen kendini kafesin dışında duran hayvan olarak mı görüyorsun? Kanaryaya saldırmasın diye dışarıda tutulan kedi olarak mı?” diye sordu.
Roman işin reklam yüzü, karizması ve değişken tehlikesi; Andreas ise sertleşmiş, ruhsuz omurgasıydı.
Roman’ın koltuğuna yaslanmasını izledi. “Bu gece maske yok mu, sevgili Ölüm?” diye sordu. Roman hafifçe gülerek, “Biliyorum hata ettim,” dedi. Charlotte da koltuğunda geriye yaslandı ve pelerinin kenarlarını parmaklarına değdirip Roman’m tepkilerini izleyerek, “Beni nereye götürüyorsun, çılgınlıklarımın efendisi" dedi.