rota

rota
@ecerene
Adeta mühürlendin kalbime, vazgeçmek ne kelime?
"Ah, Junie. Hayat çok kısa. Neden örüyoruz bu duvarları sanki?"
Sayfa 22
Reklam
Bazen insanlar kendini yalnız hisseder. Aslında bu, yalnızlık değildir; sadece insanın iç sesi o an karamsar konuşuyordur. O da ne yapsın? Yaşadığı ya da yaşamak istediği durumu düşünürken karamsarlaşır. Zaman geçtikçe anlıyorsun ki mesele yalnızlık değil, hislerinin o anki düzensizliğiymiş. Demek ki hislerimiz o kadar saf ki, küçük bir duygusallığa bile dayanamıyor. Ve bunu fark ettiğin an, geç değil. Aksine, kendin için küçük bir iyilik yapmış ve iyileşmeye başlamışsın demektir. bazı insanlar etraflarına bakmazlar veya bakıp görmezler.
“Ah Nastenka senin elin soğuk, benimki ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün Nastenka.”
O da çocuktu ne de olsa.
Pişmanlık ne demek ya?
Pişmanlık ne demek ya? Mesela bir insan "pişmanım" dediğinde… gerçekten pişman mı olmuş oluyor? Yoo, hayır sevgili okurum, asla olmuş olmuyor. Ancak… eğer biri, pişmanlık yüzünden kendini cehennemde gibi hissediyorsa… hatta affedilmeyeceğini, sonsuza kadar yanacağını bile düşünüyorsa… işte o zaman affedebilirsin. Hatta ne olur affet sevgili okurum. Çünkü pişmanlık dediğimiz şey, gerçekten çok ama çok kötü bir duygu. Özlemekten bile daha beter. Düşünsene… zaten özlüyorsun, bir de üstüne pişmanlık binmiş. Ne acı, ne zor. Ben mesela, pişman olduğum bir şey için gerçekten sonsuza kadar ağlayabilirim. Pişmanlıkla her şey olur. İki yıl önce aldığın bir karara bile bir anda pişman olabilirsin. Ve beynin de sanki sana az acı çektiriyormuş gibi, o eski anıları film gibi gözünün önüne getirmeye başlar. Maalesef… Ama işin en garip yanı ne biliyor musun? Pişman olduğun durumu düşünürken, beynin gidip o an ne hissettiğine, neden öyle davrandığına bakmaz bile. Bir kere aklına düşmüştür o pişmanlık, yeter. Sana düşen şey şu: O güne gitmek. O an ne düşündün, ne hissettin, neye inanarak öyle yaptın… bunu bulman lazım. Ama eğer hiçbir şekilde haklı değilsen, işte o zaman çok zor. Kendine en kötü şeyleri bile düşünmeye başlıyorsun… "Öleyim mi?", "bi yerden mi atlasam?", "otobüsün önüne mi atlayayım?" Ve o an sana bunlar mantıklı bile geliyor olabilir. Ama sevgili okurum, eğer bunları düşündüysen… beni hiç dinlememişsindir. Bak, git ve neden yaptığını sorgula. Şunu bil:
Duygu ve Düşünce
Bir telgraf ne de olsa...
Tatlı ve sabırlı, öyle miyim ben? Bunu gerçekten bilmiyorum; tek bildiğim, böyle bir telgrafın adeta bütün vücuda iyi geldiği, oysa sadece bir telgraf, uzanan bir el bile değil.
Sayfa 189 - Sizin k.