''İnsanlar bir kutunun içine hapsolmaktan korkuyor ama zaten bir kutunun -kendi beyinlerinin- içine hapsolduklarının farkına varmıyorlar, ki bu da daha büyük bir kutunun, toplum ve toplumun sayısız kurmacasının içine hapsolmuş durumda.''
Kitabın içeriği çok yoğun olduğundan bu incelememde daha çok bende uyandırdığı hislerden bahsetmek istiyorum.
Öncelikle kitabı okurken objektif olmanız gerekir. Kendi dinimiz, milletimiz ya da sosyoekonomik durumumuzu göze alarak değil de genel bir bakış açısıyla bakmalıyız.
İş, özgürlük, topluluk, dünya sağlığı, din, göç, terörizm, savaş ve birçok konuya değinilmiş.
Tarihçi kimliğiyle içinde bulunduğumuz yüzyılda yaşadıklarımızı değerlendirmesi ve yorumlamasını başarılı buldum.
Bazı görüşlerine katılmasam da konuları kendi bakış açısıyla irdelemesi ve bunları anlatışı dayatmacı olmadığı için keyifle okudum diyebilirim.
Kitapta farklı bir bakış açısı yakalayabilmenin önemini çok iyi anladım. Genel kültür açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum.
Liberal düzeni kavramak için gayet güzel bir kitap.
Özellikle modern dünya ve yakın gelecekle ilgili beyin fırtınası yapmak isteyen okurlara tavsiye ederim.
Keyifli okumalar.
Dünyanın koca bir filin sırtında durduğuna inanan adamla ilgili bir öykü var. Adama filin neyin üzerinde durduğu sorulunca, dev bir kaplumbağanın üstünde duruyor demiş. Peki ya kaplumbağa? Çok daha büyük bir kaplumbağanın sırtında. Peki ya o, çok daha büyük bir kaplumbağa? Adam daha fazla dayanamamış ve, "Boşuna sorma. Oradan sonrası hep kaplumbağa." demiş.
"Suratları akıllı telefonlara yapışmış şekilde sokaklarda dolaşan zombileri gördünüz mü? Sizce onlar mı teknolojiyi kontrol ediyor, yoksa teknoloji mi onları?"