Ece

7/10
·116 syf.··
2022 2. kitabı
hani bazen hikaye bambaşkadır, ama sen onun bambaşka birine hissettirdiklerini dinlediğinde kendini kendi hikayenden tanıdık bir hisse şutlanmış hissedersin. işte bu kitabı okurken bana tam şurda ondan oldu; “eskiden battaniyemin altına saklanıp yokmuş gibi yaptığım devin şimdi gözlerine bakıyorum. sonuçta onu hala yenemedim ama bu, aradaki farkı önemsiz kılar mı? sanmıyorum. dev öyle büyük ki arkasını göremiyorum ama derenin sesini duyuyorum. onunla savaşırsam çok yara alacağımı da biliyorum, yaralarımın eninde sonunda kabuk tutacağını da. ihtiyacım olan tek şey cesaret. kendim olma cesareti. şimdilik devle bakışıyoruz ama bir gün o şeftalilerden dilediğim kadar yiyeceğim. bu kez ağaç bana ait çünkü.”
O Zaman Gerçeği Nasıl Öğreneceğiz?Şeyma Ünal · Küsurat Yayınları · 2021588 okunma
Reklam
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2020 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 19:52
Bıçakçı'nın en sevdiğim iki kitabından biri olarak bahsedebilirim artık Veciz Sözler'den, diğeri tabii ki Bizim Büyük Çaresizliğimiz. Sulhi ile Hasan'ın içinde neşeyi ve kederi aynı anda barındıran dostluğu, karşılarına çıkan kadınlarda müthiş bir çaba ile sevecek bir bakış bir duruş aradıkları ama sonunda hep un ufak oldukları günler... "Ankara'nın bir denize, bir göle ya da heybetli bir dağa çıkmayan ama bir özleme, bir hatıraya çıkan sokaklarında" yürüyor gibi hissettim. Okurken Ankara'yı, içindekileri; içindekilerle kışın sonsuz bir gri ve ayazda üşümeyi, baharda iğde kokulu sokaklarda mayışmayı... Yani şimdilerde varlığını yalnızca birer hatıra olarak sürdüren o günleri çok özledim.
Veciz SözlerBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20161,626 okunma
8/10
·370 syf.··
2020 3. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2020 00:00
2014 yılından beri kitaplığımda bulunan ama her elim gittiğinde, henüz okumak için yeterli düşünsel olgunluğa ulaşmadığım fikrine kapılıp geri bıraktığım bir kitaptı. İlk 40-50 sayfayı okuduktan sonra ise elimden bırakamaz hale geldim. Yoğun bir felsefi derinlik barındırmasına rağmen zorlamıyor, yazarın dili sade ve akıcı; andan koparıp okuma zevkinden çalmıyor ama aynı zamanda insanı kendi içinde bazı sorulara da sevk ediyor. Freud ile rüyalar ve bilinçaltı ilişkisi ekseninde ilerleyen diyaloglar, bende büyük bir merak ve bu konuda başka kitaplar okuma isteği uyandırdı. Breuer ve Nietzsche'nin seanslar sırasında konformizm, huzursuzluk, ümitsizlik, yalnızlık, ihtiras, hakikat arayışı, ödevler, seçimler gibi derin konular etrafında gezinerek kurdukları diyaloglar; bence daha önce bu türe dair çok bir okuma geçmişi olmayanlar -ben dahil- için 'felsefeye giriş' niteliğinde. Bunlar arasında özellikle 'küçük erdemler' olarak nitelendirilen; başkalarına karşı duyulan sorumluluklar, ödevler ve sonrasında doğan onaylanma ihtiyacı noktasında kendimi fazlasıyla sorguladım. Ayrıca yaşamın sonsuz bir döngüde tekrarlayarak ilerlemesi ihtimalinin hangi duyguları uyandırdığı, baca temizliği ile tutkuların anlamını keşfetme, gözyaşlarını konuşturma gibi düşünsel deneyler okurken bende çok kafa açtı.
Felsefe
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470bin okunma