Eğitim toplumdan topluma, çağdan çağa değişir. Dolayısıyla onu dolduran terbiye de değişmektedir. Özellikle tektanrılı vahdet-vahiy dininin ortaya çıkmasından itibâren edep cıhanşumül hâle gelmiştir ve değişmez birtakım biçimler kazanmıştır." Öncelikle eğitimin kazandırdığı terbiyeye bir örnek vereyim, Meselâ gençliğimizde aldığımız eğitime göre bir erkeğin bacaklarını açıp genişce oturması çok büyük bir terbiyesizlikti. Bunun ilk defa nerede bilincine vardım? Yıl 1974tü galiba. O dönemde Halk Partisiyle, Milli Selâmet Partisi karma bir hükümet kurdu. Bülent Ecevit başbakan, Necmettin Erbakan da yardımcısıydı. Bülent Ecevit, bir basın toplantısı veya mülâkat sırasında düzgünce oturmuş, kendisiyle mülâkat yapan kimseyle konuşuyor. O zaman televizyon çok yeniydi, siyah — beyazdı. Babam da ayakta durmuş ekranı seyrediyordu. Başını salladı. “Yahu” dedi, “şu adama bak, ne kadar müeddep (terbiyeli/edepli). Bayağı iyi bir aile terbiyesi almış olmalı”. Orada oturma biçiminin terbiyeyle yakın ilişkisini gördüm.
1000Kitap
Ankara Üniversiteli Ali Ecevit. Leyla Tarhan'ın biricik oğlu. Hiç Ankara Üniversiteli olmayacak Ali Ecevit ve Leyla Tarhan'ın pek doyamadığı biricik oğlu.
Sayfa 611
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İki kara parçası gibi çarpıştı bedenlerimiz. Bu bir zelzele yaratmadı, yeni bir ülke var etti sanki; toprak genişletti, güç birleştirdi, halkı tek çatıda topladı. Ecevit'le sarılmak öyle hafife alınacak hisler uyandırmıyordu. Sıkıca boynuna sarıldığımda, parmak uçlarıma yükselmiştim. Atölyeye girmemiştim çünkü evimi dışarıda beklemiştim sanki. Çünkü bilirdiniz ev, Ecevit'ti.
Sayfa 329·Kitabı okuyor
Ecevit bir "cuntacı" değildi, olmadığını göstermişti. Ama Ecevit, bir sosyal demokrat olmasına imkân bırakmayacak ölçüde milliyetçiydi. Solculuğu, CHP'nin altı okundaki"Halkçılık"tan fazla ileriye gitmiyordu.
Alıntı
Kalbe vurdukça sazın telleri başımızda eserdi kavak yelleri
Sayfa 77·Kitabı okudu
Şiir