Ece, istenilmeden farklı bir paralel evrene götürülmüştür. 2012 yılından 2024 yılına devam eden bir yolculuğu okuyoruz; yani 12 senedir başka bir evrende yaşıyor. Bu evrene çok alışmış, Çağatay’a âşık olmuş, onunla yeni anılar inşa etmiş, eski Ece’nin bıraktığı şeyi devam ettirmiştir.
Daha sonra paralel evreni, paralel evrenler arası yolculuğu bulan adamın ortaya çıkışıyla Ece’nin eski evine gönderilme sürecini okuyoruz. Bir yandan da Ece’yle Çağatay kaçıyor. Çağatay onu vermek istemiyor, Ece de Çağatay’ı bırakmak istemiyor. Annesine de kavuşmak istiyor bir yandan fakat bu dünyada annesi kayıp. Bu dünyaya o kadar alışmış ki burayı bırakmak istemiyor ve kaçıyor. Diğer kaçanlarla buluşuyorlar, plan yapıyorlar vesaire.
Fakat en sonunda, tabii ki diğer paralel evrendeki Ece’nin de gelmesiyle Ece’nin Çağatay’a “Seni bıraktığım için özür dilerim, seni asla bırakmamalıydım. Ben annemi istediğim için böyle bir şey yaptım fakat şu an çok mutsuzum o evrende. Buraya o yüzden geri döndüm, eski hayatımı istiyorum.” demesiyle diğer Ece’nin onu duyduğu öfke artıyor, haklı olarak. Çünkü istediği zaman hoşuna gitmeyen evrenden şıp diye diğer tarafa geçemezsin.
Niye bu iki Ece var? Çünkü diğer evrenlerde anne babaları evlenmemiş bile, o yüzden farklı çocuklar var. Bu yüzden iki kişi yer değiştirebiliyor. Fakat Çağatay’la Ece birbirini o kadar çok seviyorlar ki Çağatay eski Ece’yi istemiyor, haklı olarak. Bu Ece’ye çok çok âşık.
Eski Ece ona diyor ki: “İşte bizim babamız bu babamız değildi, bizim babamız işte Tugay’dı galiba. O da işte annemle vakit geçirmem için seni buraya yolladı, beni oraya yolladı. Ben artık eski hayatımı istiyorum.” diyor ve zorla Ece’yi tekrar eski hayatına yolluyorlar.
Ece orada hayatını yeniden kurmaya çalışıyor ve bir anda yıldız bilekliği titreşiyor.