Kısmeti çıkmak,evlenecek koca bulmak demekti ama sadece kadınlar için kullanılıyordu.Erkeklerin hiç çaba sarf etmeden kısmet olmalarına çok bozulmuş,bu haksızlığı not almıştım ece’ye: “Kız çocuğu olmak da kısmettir.”
İnadınaEdebiyat
Ah, Aşk sürüklüyor beni gitmek istemediğim yere, ve açıkça görüyorum ötesine geçiyoruz haddin; bu yüzden, eskisinden daha çok dert oluyorum o güzel eceye, kalbimin tahtında oturan...
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Afrika kabilelerinin çeşitli öykülerinde, evlenmeyip kendilerine oranla daha alt basamaklardan sevgililer edinen eceler anlatılır. Nijerya'da bulunan kayıtlarda, erkeğin gebe kalana dek eceye eşlik ettiği, sonra --dünyadaki görevini tamamladığı için- bir küme kadın tarafından boğulduğu yazılıdır.
Sayfa 157 - Payel Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Efe’nin birdenbire karnı ağrımaya başlamıştı. Ece, Efe’ye daha önce kendisinin de karnının ağrıdığını anlattı. Annesi ona sıcak bir çorba içirmişti, hiçbir şeyi kalmamıştı. Efe de annesinden çorba istedi. Fakat karnının ağrısı çorbayla geçecek gibi değildi.Efe hastaneye gitmeyi pek istemiyordu. Hastanelerin çok ama çok hasta insanların gitmesi gereken bir yer olduğunu düşünüyordu.“Acaba çok önemli bir hastalığım mı var?”diye düşünüp endişeye kapıldı. Belki de hastaneye gidebilmesi için bir ambulans çağırmalılardı.Ambulansla hastaneye gelen hastaları, görevliler tekerlekli sandalye ile taşıyordu. Efe bunu görünce ne kadar yorgun oldu ğunu fark etti. “Bana da bir san dalye getirebilir misiniz lütfen?”diye seslendi. Bunu söylemesi ile birlikte iri yarı biri hop diye kucağına aldı onu. Sonra da “Sizi böyle taşısak olur mu?” diye sordu.Kocaman adam Efe’yi içinde oyuncaklar olan bir aya götürdü. Oyuncakları görünce Efe’nin keyfi yerine geldi. Karnının ğrısı geçmemişti fakat yol boyunca yakasını bir türlü bırakmayan endişesi biraz olsun azalmıştı.İri yarı adam “Birlikte oynayabilir miyiz?” diye sordu Efe’ye.Tek başına oynamaktan elbette ki daha iyi olurdu. İkisi doktorculuk oynamaya koyuldu.Önce iri yarı adam hasta, Efe doktor oldu. Sonra da iri yarı adam, Efe’yi muayene etti, “Neyin var?” diye sordu.İri yarı adam “Daha az abur cubur, daha çok anne yemeği yemelisin.” dedi Efe’ye. “Öğün yerine abur cuburla beslenir, yediğin şeylerin temizliğine dikkat etmezsen karnın ağrır işte böyle. Ellerini de yemekten önce ve sonra yıkamalısın. Yoksa mikroplara davetiye çıkarırsın.”“Karnının ağrısını gidermesi için reçeteye bir ağrı kesici yazıyorum.” dedi iri yarı adam. “Meyve ve sebzeyle dost ol, düzenli uyu ve spor yap. Sağlıklı yaşarsan gerek kalmaz ilaçlara...” Annesi iri yarı adama
Gılgamış ağız açıp konuştu, dedi ki iftar Ece’ye: yoo hayır, evlenemem seninle, kocan olamam! Soğukta insanı ısıtmayan ocaksın sen, rüzgârı tutmayan derme çatma kapısın, savunucularının üstüne devrilen saray, altında yatanı boğan bir yorgan(?), götürenin üstünü kirleten zift, taşıyanın üstüne boşalan su tulumu, taş duvarı çatlatan kireç, çökerten koçbaşı bir dost ülkeyi, giyenin ayağına vuran çarık! Hep sevdiğin bir âşığın oldu mu senin, tuzağından kaçan bir gözden oldu mu? Bir bir sayayım sana âşıklarını!.. O gençlik sevgilin Tammuz’a her yıl gözyaşı döktürüp ağıt yaktırdın, renk renk alallu’yu sevdin de sonra vurup kanatlarını kırdın, kappî, kappî! diye bağırır ağaçlıklarda o gün bugündür, Güçlülükte üstüne yok Aslan’ı sevdin, sevdin de birçok çukur kazdın ona her yerde, At’ı sevdin, o savaş ustasını, onu kamçıya, kayışa yazgılı kıldın, iki kez yedi saat koşmaya yazgılı kıldın, suyu bulandırıp içmeye yazgılı kıldın, ananı Silili’yi yas tutmaya yazılı kıldın! Çoban’ı sevdin, o Çoban ki külde sana çörekler pişirirdi her zaman, oğlaklar keserdi her gün; onu vurdun, kurda çevirdin, kendi yardımcıları yanından kovdun onu,
Sayfa 58·Kitabı okudu
Ah uyku! Ne tatlı şeydir o. Kutuptan kutba sevgili! Övgüler Meryem Ece’ye olsun! O gönderdi Cennet'ten Ruhuma sızan tatlı uykuyu. Coleridge