Grigoriy Petrov’un muazzam eseri Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bugün özellikle eğitim sistemiyle çokça methedilen Finlandiya’nın kuruluşu ardından içinde bulunduğu maddi ve manevi yoksulluktan kurtuluş, çağdaşlaşma sürecini anlatmaktadır.
Kitapta anlatılan 19.yüzyıl Finlandiya’sının kuruluşu destansı bir mücadeleyle değil, Rus-İsveç savaşı ardından Rusya’nın toprağı temin edip özerklik tanımasıyla yaşanmıştır. Finlandiya bağımsızlığını kitaptan sonra 1917’de, Bolşevik Devrimi esnasında ilan edecektir. Bu hususun kitabı bir toplum inşası olarak değerlendirmek için önemli olduğunu düşünüyorum.
Mevcut zamanda Avrupa’da yaşayan biri olarak, iyi yaşam şartlarına karşı Kuzey Avrupa ülkeleri iklim açısından son derece zorlayıcıdır; senenin çoğunluğunda günler kısa, hava kapalı ve yağışlı, buz gibidir. İnsan dışarı adım dahi atmak istemez, depresyonun eşiğine gelir. Bu masal diyarını andıran şehirler karanlıkta bekleyen tablolar misali, güzel yazlar yaşayabilmek için şiddetli kışlar geçirir.
İşte bunlar beraberinde tarım ve toprak açısından da bereketsiz bir ülkeydi Finlandiya. Kaynak eksikliği ve zor koşullar içerisinde hayata tutunabilmek için eğitim şarttı. Kendi fırsat eşitsizliklerimizden aşina olduğumuz, çaresizlikten doğan çalışma motivasyonu, özünde Finlandiya için geçerliydi.
Finlandiya’nın insanı tamamen çağdaşlaşma meraklısı değildi. Toplumun bir kesimi iyi şartlardayken öbürü binbir sıkıntı ve hastalık içindeydi. Toplumda kültürel değerler üzerinden bir sömürü vardı.
Buna karşı idealist öğretmenler, din adamları, doktorlar ve niceleri konfor alanını bırakıp ihtiyaç olan her yere sağlık ve bilgi götürmeye çabaladı. İnsanlara konuşma ve düşünme fırsatları sağladılar. Kitaplar yazıldı, halka bilinç ve imkan yaratmaya uğraştılar.
Ne kadar sürdü peki? Neredeyse
“Yakmaktan yorulmayın! Etrafınız tamamen aydınlanana kadar kendiniz yanın, başkalarının da yanması için çaba gösterin. Yürüyeceğiniz yol dikenlidir, hemen başarılı olmaya şartlanmayın. Takdir ve anlayış beklediğiniz bir anda sizinle alay edebilirler. Onur ve şöhret yerine iftira ve nefretle, yardım yerine gizli entrikalar ve hatta açık savaşla karşılaşabilirsiniz.
Onlarca, yüzlerce ve binlerce karanlık güç aydınlık emellerinizi söndürmek için çaba gösterecek ve söndürecektir de, ama siz yanmaya devam edin. Yanın ve diğerlerini de ateşleyin!”
“Bahar geldiği zaman taze otların kar ve buz altından çıkması gibi, aydınlık fikirler, duygular ve hoşgörü de yavaş yavaş ve ilk başlarda güçlükle de olsa, bitmek üzere olan kaosun çatlakları arasından baş göstermektedir.”