Eجmel حifa

Eجmel حifa
@ecmelhifa
‎اَكَرْنَه خَواهِى دَادْ نَه دَادِى خَواهْ eğer vermek istemeseydi, istemek vermezdi. RNK-Mektubat ●kanala abone olmayı unutmayınız..☁
Bütün zamanların mazlumu
Çin’de ise dul kadınlar intihar etmek mecburiyetindeydi. Uydurulan ve bozulan dinlerin bütün kahin, sihirbaz ve rahipleri bu büyük günah için sanki işbirliği yapmış, kadına zulüm anonim bir hal almıştı. Ülkelere göre işkence ve ölüm şekilleri farklı fakat mazlum hep aynıydı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yakılan kadınlar
Hind uygarlığında kadın müstakil bir varlık olarak görülmez; ancak babası, eşi ya da oğluyla birlikte “insan” kabul edilirdi. Eşi ölen bir kadının hayatı hükmen bitmiş sayılırdı. Cenaze günü bir odun yığını üzerine çıkarılarak yakılırdı kadın. Hint uygarlığının bu aybı XVII. asra kadar devam etti.
Vahşiler Hapishanesi: Roma
Arenalarda köleleri arslanlara parçalatmakla ün yapan Roma, kadına zulümde o derece uç bir noktadaydı ki sokaklarında dolaşanlar, pazarlarında satılan kadınları görenler, evlerden yükselen ağıtlara kulak verenler bu ülkenin yönetimine bir tane ehl-i insaf gelmediği kanaatine varırdı. Batı uygarlığının isnat merkezi olan Roma ise, “kadına hayat hakkı yok” diyen vahşiler hapishanesi gibiydi. Roma’da bir adam çocuğu dünyaya geldiğinde onu ayakları önüne koyup bir müddet seyreder, daha sonra yerden kaldırır, kucağına alırdı. Ayakları dibindeki çocuğu kişi kaldırmazsa onun nesebini reddetmiş olur, ortada kalan çocuksa alınıp ya şehir meydanlarına ya da putların önüne bırakılırdı. Çocuk erkekse biri tarafından alınır; kızsa güneşin harareti ya da kışın soğuğundan etkilenerek açlık ve susuzluktan ölürdü.

Eجmel حifa

, bir kitabı okumaya başladı
İhsan Şenocak
9/10 · 5,2bin okunma
Zinadan Hüküm Giyen Toplum: Yunan
Eski Yunan’da kadın; hiçbir şekliyle kültürel hayatta yer almayan, “insan” üst başlığı altında erkekle yan yana duramayan, çarşıda pazarda satılan değeri düşük bir mal gibiydi. Yunan toplumu kadını Şeytan’ın ameliyesi bir varlık olarak görür, dilediğiyle evlendirir, ona mirastan pay da vermezdi. Sparta’ya ise Atina’daki kadın tasavvurunun zıddı bir algı hâkimdi. Yunan’da kadına ne kadar baskı varsa, Sparta’da o kadar özgürlük vardı. Kadın çarşıda-pazarda erkeklerden daha fazla yer alır, her nevi tasarrufta bulunur, mirastan da pay alırdı. Bu yüzden Sparta, Aristo’nun sert eleştirilerine maruz kaldı. Aristo, kadın noktasında haddi aşmakla itham etti Sparta’yı. Atina kadına zulüm burcunda durmaya daha fazla direnemeyince Sparta ile aynîleşti; bir uçtan diğerine geçti, evine kapatarak zulmettiği kadına bu defa onu açarak, cinsel bir meta haline dönüştürerek işkence etti. Mahremiyet hayattan bütünüyle zail oldu, fuhuş yayıldı. Zina umûr-u âdiyeden addedildi. Umûmhaneler siyasî faaliyetlerin merkezi oldu. Edebiyat da, düşünce de oralarda şekillendi. Yunan, umûmhaneden yönetilen bir devlet haline geldi. Ahlaksız ilişkileri ebedileştirme adına putlar yapıldı, onlar üzerinden hayali varlıklar takdis edildi. Yunan, rahminde şekillendiği, ellerinde büyüdüğü kadına bütün zamanlarda ihanet etti, onu pespaye bir varlık haline getirdi. Sonunda zinadan hüküm giydi ve kendini recmetti Yunan.